Türk devletinin operasyonları ve bitmeyen yenilgileri

0
808

Sema ÇELİKBİLEK

Türk devleti, Aralık 2017’den itibaren Güney Kürdistan’a yönelik sürdürdüğü saldırı, işgal, yerleşme ve yayılma stratejisi çerçevesinde Xakurkê ve Heftanîn’in ardından 10 Şubat gecesi Garê’ye saldırı başlattı.

Güney Kürdistan’ın sınır hattının neredeyse tamamını işgal eden ve Güney Kürdistan’ın tamamında 20’den fazla üssü bulunan Türk devletinin bu saldırısı, Türk savaş kurmaylarının Bağdat, Hewlêr ve Berlin ziyaretinin ardından geldi.  Türk devleti ve iktidarları her sıkıştığında Kürtlere saldırması artık kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Tarihsel kronolojileri bunu açıkça göz önüne seriyor. İşgalci Türk devletinin Kürlerin bulunduğu bütün alanları işgal operasyonları hala aynı zihniyet ve barbarlıkla devam ediyor. Türk devletinin faşist iktidarların ilk söylemleri hepimizin bildiği gibi bu Kürt sorununu ben çözeceğim olmuştur. Türk devletinin barbar zihniyetinin Kürtlere yönelik ilk icraatları ise askeri operasyonlar başlatarak katliam yapmak olmuştur. Yapılan askeri operasyonlarla Kürt Özgürlük Hareketini bitirme hedeflenmiştir. Ancak kronolojik olarak ta ele aldığımızda işgalci Türk devletinin yaptığı askeri operasyonların sonuçları bugün olduğu gibi hep fiyoskoyla sonuçlanmıştır.

NATO’nun gücünü arkasına alarak işgal operasyonları başlatan Türk devleti, gerillanın direnişi karşısında hezamete uğramaya devam ediyor.

Türk devleti, 1983’ten itibaren PKK’yi hedef alan “sınır ötesi
operasyonlar yaptı, hepsine şaşaalı isimler verdi ve hiçbirinden de umduğunu
bulamadı.

Hatırlatalım

Türk Devletinin yenilgiyle sonuçlanan operasyonları

Türk devleti, ilk “sınır ötesi denemesini 1983’te dönemin darbe
lideri Kenan Evren ile Bağdat arasında imzalanan “Sınır Güvenliği ve İş birliği
Antlaşmasının ardından yaptı. 25 Mayıs 1983’te başlayan saldırıya 7 bin asker
katıldı.

PKK’nin Kuzey Kürdistan’da silahlı eylemleri başlatmasının
ardından Ekim 1984’te yapılan ikinci operasyonda da sonuç alınamadı.

3. operasyon, 12 Ağustos 1986’da yapıldı ve PKK’nin yanı sıra KDP kampları da hedef alındı. Aralarında sivillerin de olduğu çok sayıda Pêşmerge katledildi.

“Süpürge adı verilerek 1991’de yapılan “sınır ötesi operasyon, adıyla kaldı.

Aynı yılın Ekim ayında KDP ile Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (YNK) desteğiyle iki operasyon daha yapıldı.

İşte bu operasyonlar sonrası Güney Kürdistan’da Türk devletinin istihbarat kampları kuruldu.

Türk ordusunun gerilla karşısında ağır darbeler almasının ardından dönemin Türk Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Öcalan’a “Savaşın yoğunluğunu düşürün mesajı gönderirken işgalci Türk ordusu başka hesaplar yapıyordu. Mayıs 1992’de “Sızma isimli bir operasyonla 8. kez şansını denedi. 6 Mayıs’ta başlatılan operasyonda sonuç alınamadı.

Türk ordusu, 12 Ekim 1992’de 15 bin asker, karadan tank, top ve obüs havadan da helikopter ve savaş uçaklarının desteğiyle yeni bir operasyon başlattı. Ancak gerilla karşısında sadece 20 gün durabildi.

Türk devletinin hüsranla biten operasyonları

Akıbetleri, diğerlerinden farklı olmayan iki operasyon daha
yapıldı. 10 Haziran 1993 ve 28 Ocak 1994’te. Türk ordusu, 6 Şubat 1994’te Mezrê ve Kariyêderî bölgelerini hedef
aldı ama bu girişimi de hüsranla sonuçlandı. Nisan 1994’te aynı bölgede aynı akıbete uğrayan bir operasyon daha yaptı.

işgalci Türk ordusu 1995’te büyük hazırlıkların ardından iddialı bir saldırıya girişti. Kıbrıs İşgal Harekâtı ‘ndan sonra yaptığı en büyük “sınır ötesi operasyonunu “Çelik adıyla 20 Mart 1995’te yaptı. 13 generalin komuta ettiği ve 35 bin askerin katıldığı operasyonun hedefinde Haftanîn vardı. KDP
destekli bu operasyon da ancak 45 gün sürdürülebildi. Ve sonuç fiyaskoyla sonuçlandı.

6 Mart’taki ilk operasyonun hedefi Sineht, Heftenîn ve Kelareş hattı oldu. “Atmaca Tokat adı verilen operasyonda siviller hedef alındı. Aynı yılın Aralık ayının son günlerinde Türk ordusu, yine KDP’nin desteğiyle yine Güney Kürdistan’da operasyona başladı.

Türk ordusu, yıllar geçtikçe asker sayısını ve teknik donanımını arttırdı. 1997’nin ilk operasyonuna ise “Balyoz adı verildi. 14 Mayıs 1997’de başlayan operasyona bu kez 50 bin asker katıldı. Türk ordusuna ait iki helikopterin düşürülmesi ve komuta kademesinin imha olmasından sonra operasyon fiili olarak sonlandırıldı.

Balyoz dan umduğunu bulamayan Türk devleti, Eylül ayında bu kez 100 tank ve 10 bin askerle yeni bir “sınır ötesi başlattı. KDP destekli bu operasyonun adı “Çekiç ti ve Balyoz un kaderini paylaştı. Ancak bu operasyondan sonra daha önce 1992’de Zaxo başta olmak üzere birçok istihbarat merkezleri kuran Türk devleti, bu merkezleri tank, top ve ağır silahlarla donatarak askeri karargahlara çevirdi.
Özellikle Batûfa, Kanîmasî, Bamernê ve Şêladizê’ye çok sayıda asker konuşlandırıldı.

Türk ordusu yine muradına eremedi

Türk ordusu, bir kez daha PKK’yi yenmeyi murat etti. 1998’in bahar aylarında bu kez 40 bin askeri “Murat isimli operasyonla Güney Kürdistan’a sürdü ama muradına eremedi.

1999’a gelindiğinde Türk ordusu, 24. kez “sınır ötesi
operasyondaydı. Adı da öncekilerini aratmayacak kadar iddialıydı. “Sandviç ismi verilen operasyon da akamete uğradı. KDP ile birlikte 4 Mayıs 2000’de Haftanîn’e yönelen Türk ordusu, 4 gün sonra çekilmek zorunda kaldı.

Türk ordusu 25. “sınır ötesi” denemesini de Aralık 2007’de hava desteğiyle yapmak istedi. Daha çok hava saldırılarıyla yapılan operasyondan da sonuç alınamadı.

ZAP direnişinde Türk askerleri arkalarına bakmadan kaçtı

Yaşar Büyükanıt’ın büyük bir gösteriyle 21 Şubat 2008’de
başlattığı “Güneş Harekatı “isimli operasyonla ZAP  bölgesi hedef alındı. Ancak büyük bir direnişle karşılaştı. Yüzlerce asker kaybeden ve bir helikopteri düşürülen işgalci Türk ordusu, 29 Şubat günü zar zor çekilebildi. Deyim yerinde arkalarına bakmadan kaçtılar.

Daha önce yapılan kara operasyonlarında faşist Türk ordusunun askerleri gerillanın direnişi karşısında arkalarına bakmadan kaçtığı bütün dünya tarafından biliniyor.

İşgalci Türk ordusunun gerilla direnişi karşısında hezametleri devam ederken, katliamcı Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar komutasında 17 Haziran 2019’da Pençe Harekâtı adı altında Güney Kürdistan’a işgal operasyonları başlattı. Pençe 1 Harekâtı 27 Mayıs 2019’da Xakurke de başlatıldı. Bununla birlikte Pençe 2 Harekâtı da yine Xakurke de Temmuz ayında gerçekleşti. Pençe 3 Operasyonu ise 23 Ağustos 2019’da yine Sinat ile Haftanin bölgeleri arasında başlatıldı.

İşgalci Türk ordusunun Pençe Harekâtı adı altında başlattığı işgal operasyonlarından istedikleri sonucu alamadıkları için bu seferde Pençe Kaplan-Pençe Kartal isimleri takılarak yeni operasyonlar başlatıldı.

15 Haziran 2020’de Pençe-Kartal adı altında yeni bir işgal operasyonu başlatıldı. İşgal operasyonun bu sefer ki hedefi Şengal, Maxmur, Kandil, ZAP, Gare, Avaşin Basyan ve Xakurke ye yönelik hava bombardımanı yapıldı.  Yapılan işgal operasyonda savaş uçakları dışında İHA’lar da (İnsan Hava Aracı) yer aldı. Türk devleti ve faşist iktidarı yaptığı hava saldırılarında istediği sonuca ulaşamadı.

Gare direnişi Türk ordusunu tarumar etti

İşgalci Türk ordusu, 10 Şubat günü saat 03.00’te Garê bölgesine yönelik kapsamlı bir operasyon başlattı. İşgalci Türk ordusu, Saat 06.00’ya kadar Garê bölgesine bağlı Gundê Guzê, Meyrokê, Siyanê, Çemşerîtkê, Yekmalê ve Kanîsarkê köylerine ait arazileri ve Deşta Kafya ile Deşta Nehlê alanlarını keşif ve savaş uçaklarıyla onlarca kez bombaladı. Eş zamanlı olarak Kobra helikopterleri köylerin etrafını vurdu. Savaş uçakları ve helikopterlerin bombardımanıyla birlikte Siyanê köyüne indirme yapıldı. Burada gerilla ile işgalci Türk güçleri arasında çatışma çıktı ve devam etti. Kobra ve Skorsky helikopterler, gerilla tarafından hedef alınınca alandan uzaklaştı. Garê bölgesini işgal etmeye dönük başlatılan bu operasyonalar karşısında gerillanın direnişi Türk ordusunun operasyon “bitti amacına ulaştı, bitirdik, yok ettik, tehlikeyi ortadan kaldırdık” gibi açıklamalarla sonuca ulaşamadan bitirildi.

Gerillanın direnişi karşısından yüzlerce kayıp veren işgalci Türk ordusu, askerlerin ölümünü gizleyerek, yayın yasağı getirilerek toplumu yalanlarıyla uyutmaya çalışmaktadır. Operasyonlarda öldürülen askerlerini dahi yerde bırakmaktadır. Kendi ölülerine dahi sahip çıkmamaktadır. Operasyonların bitiminden sonra öldürülen askerler kaza, intihar, düşme süsü verilerek açıklanmaktadır. Yani soykırımcı Türk devleti ve ordusu gerilla karşısında her zaman yenilgiye uğramış ve uğramaya devam ediyor. En son yapılan Garê operasyonu bunun en somut örneğidir. Kürt Özgürlük Hareketinin elinde bulunan esirlerini kurtarmak yerine öldürmeyi hedeflemiştir. Bu da Türk devletinin ne kadar aciz ve çaresiz olduğunu göstermektedir.

Gerillanın direnişi karşısında Türk ordusu savaş gücünü kaybetmiştir

Kürdistan topraklarında geçmiş yıllardan bu yana süren
işgal harekatları üstün bir direnişle karşılık bulmuş ve işgalci Türk ordusu istediği sonuçları alamadan geri çekilmek zorunda kalmıştır. Farklı operasyonlar adıyla binlerce kez gerillaya yönelmiş, ancak her dönemde yeni yöntem ve eylem tarzlarıyla Türk ordusuna geri adım attıran gerillalar, günümüzde de geliştirilmiş tekniğe karşı özgücü ile savaşarak tüm soykırım politikalarını boşa çıkarmıştır. Gerilla güçleri, her an her yerde askerin karşısına çıkıp ağır darbeler vurmaya devam ediyor.

Askerin psikolojisini de düşünecek olursak hem korku hem de panik hakimdir, çünkü siyasetin ve iktidarın sürdürülme aracı haline gelmiş olan soykırımcı Türk ordusu, her ne kadar tekniğe dayansa da artık savaş gücünü kaybetmiş ve gerek gerillanın vurduğu darbelerle, gerekse de yaşanan ekonomik kriz ve AKP-MHP iktidarının yürüttüğü savaş politikası sonucunda toplum büyük bir kaosun içine sürüklenmiştir. İktidarın yürüttüğü savaş politikası iktidarın ve Türk devletinin sonunu getirdiği bilinmelidir. Gerilla ve Kürt halkının direnişi karşısında çaresiz kalan Türk devleti yok olmaya mahkumdur.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here