Türk devletinin yaklaşımı: Keşke ölselerdi!

0
570

Türk ordusunun Garê’de esir tutulan rütbeli asker, polis ve MİT elemanlarını bombalayarak öldürmesi, dönemin Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’in esirler için sarf ettiği “Keşke ölselerdi” sözlerini hatırlattı.

Türk ordusu, 10 Şubat günü Başûrê Kurdistan’ın Garê alanına “Pençe Kartal-2 Harekatı” ismiyle bir işgal saldırısı başlattı.

Türk ordusunun işgal saldırısı, Türk cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 8 Şubat’ta yaptığı “Çarşamba günü ulusa sesleniş konuşmamda müjdelerimiz olacak” sözlerinden sonra geldi.

Erdoğan’ın müjde sözlerinden sonra Türk ordusu, 10 Şubat günü Başûrê Kurdistan’ın Garê alanına “Pençe Kartal-2 Harekatı” ismiyle bir işgal saldırısı başlattı.

Saldırıda HPG ve YJA-Star gerillaları tarafından farklı tarihlerde esir alınan rütbeli asker, polis ve MİT elemanlarının bulunduğu mağarayı hedef alındı.

HPG Basın İrtibat Merkezi 11 Şubat’ta yaptığı açıklamada Türk ordusunun savaş uçakları ve helikopterlerle “savaş esirlerinin bulunduğu kampı hedef aldığını” duyurdu.

Türk Milli Savunma Bakanlığı 12 Şubat’ta yaptığı açıklamada “Operasyon planlandığı gibi sürüyor” açıklaması yaptı.

14 Şubat günü kameraların karşısına geçen Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar, rütbeli asker, polis ve MİT elemanlarının sıfatlarını anmadan “13 vatandaşımızın naaşlarına ulaşılmıştır” dedi.

Bölgeye yönelik 40 savaş uçağıyla yapılan bombardımanın üstünü örtmeye çalışan Akar, “vatandaşlarımızdan birinin omuzundan, diğer 12 vatandaşımızın başlarından vurularak şehit edildikleri tespit edilmiştir” diyerek algı operasyonuna girişti.

Ancak bazıları 2015 yılından beri, diğerleri ise sonraki yıllarda farklı tarihlerde esir alınan rütbeli asker, polis ve MİT elemanların bugüne kadar HPG tarafından zarar verilmedi.

Geçmiş yıllarda da birçok asker ve polis PKK gerillaları tarafından esir alındı, ancak Meclis, uluslararası insan hakları kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının araya girmesiyle bu kişiler teslim edilmişti.

İnsan Hakları Derneği Amed Şubesi’nin verilerine göre, 1990 ile 2012 yılları arasında 110 farklı eylemde 67’si polis, 32’si korucu, 145’i devlet memuru, 15’si siyasetçi, 38’i turist, 2’si gazeteci ve 36’sı sivil toplam 335 kişi alıkonuldu.

Ancak bu kişilerin tamamı Meclis, uluslararası insan hakları kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının araya girmesiyle serbest bırakıldı.

DÜNDEN BUGÜNE ESİR ALINAN DEVLET GÖREVLİLERİ

1990 yılından bu yana yaşanan alıkoyma eylemlerinden bazıları şöyle:

*Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Samanlı Jandarma Karakolu’na 05 Ağustos 1991 tarihinde düzenlenen eylemde 7 asker alıkonuldu. Esir askerler 18 Ekim 1991 tarihinde Zagros’ta bir grup gazeteciye teslim edildi.

* Güney Kürdistan’a yönelik Ağustos 1991’de yapılan işgal saldırılarında esir alınan er Nurettin Demir, Şemdinli Samanlı Karakolu’nda alıkonulan 7 askerle birlikte serbest bırakıldı.

* Bitlis Mutki’de 16 Eylül 1991 tarihinde alıkonulan bir astsubay ile 3 korucu, 25 Ekim 1991 tarihinde Hakkari’de alıkonulan 3 asker, 27 Ekim 1991 tarihinde Siirt Perwari’de alıkonulan bir asker, 20 Kasım 1991 tarihinde Şırnak Balveren’de alıkonulan bir astsubay ve 25 Aralık 1991 tarihinde Şırnak Cudi dağında alıkonulan bir asteğmen, 20 Nisan 1992 tarihinde aralarında gazeteciler ve Kızılhaç Irak temsilcilerinin olduğu heyete teslim edildi.

* 1992 yılında Van-Tatvan Karayolu’nun alıkonulan bir astsubay, 2 asker ve bir imam daha sonra ailelerine teslim edildi.

* 2 Aralık 1992 tarihinde Amed’de yol kontrolü eyleminde alıkonulan 3 asker, birkaç ay sonra Amed kırsalına giden iki gazeteciye teslim edildi.

* 18 Ağustos 1993 tarihinde Batman’ın Kozluk ilçesi yakınlarında yapılan yol kontrolünde esir alınan 13 asker, daha sonra ailelerine teslim edildi.

* Eylül 1994 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesi kırsalında çıkan bir çatışmada yaralı olarak alıkonulan asteğmen Mustafa Özülker, bir süre PKK kamplarında kaldıktan sonra tedavisinin yapılması için Hollanda’ya gönderildi.

* Aralık 1994 tarihinde Hakkâri’nin Şemdinli bağlı Bêsosin köyünde yaralı olarak alıkonulan İbrahim Yaylalı adlı asker ile 14 Haziran 1995 tarihinde yine aynı bölgede alıkonulan 5 asker Ağustos 1996 tarihinde serbest bırakıldı.

* 8 Aralık 1996 tarihinde dönemin Refah Partisi Van Milletvekili Fethullah Erbaş’ın da aralarında olduğu İHD ve MAZLUMDER heyet, Zelê kampına giderek farklı tarihlerde alıkonulan bir grup askeri teslim aldı.

* Gerillalar tarafından alıkonulduktan sonra serbest bırakılan İbrahim Yaylalı, Türkiye’ye döndükten sonra “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine konuldu.

* 1996 yılında Van’ın Özalp kırsalında meydana gelen bir çatışmada alıkonulan Alaattin Sürer isimli asker daha sonra serbest bırakıldı.

* Ekim 1999 tarihinde Hakkari’nin Çukurca ilçesi kırsalında alıkonulan 6 korucu, 11 Aralık 1999 tarihinde serbest bırakıldı.

* 18 Temmuz 2005 tarihinde Erzincan’da alıkonulan jandarma komando er Coşkun Kırandi, 4 Ağustos 2005 tarihinde Dersim’in Kutu Deresi bölgesinde sivil bir heyete teslim edildi.

* Kırandi’yi teslim alan İHD Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek, dönemin İHD Amed Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, sanatçı Ferhat Tunç ve gazetecilerin de olduğu heyet hakkında “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

* 9 Temmuz 2011 tarihinde Amed-Bingöl karayolunda alıkonulan 3 rütbeli asker ve sağlık çalışanı, 16 Eylül 2011 tarihinde serbest bırakıldı.

* 12 Ağustos 2011 tarihinde Amed kırsalında alıkonulan kaymakam Kenan Erenoğlu ve asker Aykut Çelik, 19 Eylül 2011 tarihinde serbest bırakıldı.

* 2011 ve 2012 yıllarında Van Çatak, Şırnak merkez, Amed, gibi yerlerde 5 farklı eylemde alıkonulan 8 kişi, 2013 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine STK ve siyasetçilerden oluşan heyete teslim edildi.

TÜRK DEVLETİNİN YAKLAŞIMI: KEŞKE ÖLSELERDİ…

PKK’nin alıkoyduğu asker, polis ve devlet görevlilerine yaklaşımı böyle iken, Türk devletinin yaklaşımı ise hep farklı oldu. 22 Ekim 2007 tarihinde Hakkari’nin Gever ilçesine bağlı Oremar’daki bir eylemde alıkonulan 8 asker, 4 Kasım tarihinde siyasetçi ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir heyete teslim edildi.

Serbest bırakılan askerlere soruşturma açılırken, dönemin Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, askerler için, “Keşke ölselerdi de esir düşmeselerdi” açıklaması yapmıştı.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here