Türkiye Kazakistan’dan daha kötü olur!

Cafer TAR

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan geçenlerde “Sokaklara döküleceklermiş, ya siz 15 Temmuz’u görmediniz mi?” diyerek topluma gözdağı vermeye çalıştı.

Hemen arkasından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu devreye girerek “Beyefendi bizim sokağa çıkmamızı istiyor anlaşılan. Çıkmayacağız, zorlayacak çıkmayacağız, baskı kuracak çıkmayacağız ama gereğini sandıkta yapacağız” diyerek topa girdi.

Halbuki Erdoğan burada ne CHP’yi ne de onun ürkek Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu kast etmiyordu. Onun kaygısı alttan alta biriken öfkenin bir kasırga gibi açığa çıkması ve zaten çivisi çıkmış Erdoğan/Bahçeli iktidarını alaşağı etmesiydi.

Burada soru şudur; peki bunun Türkiye’de koşulları var mı

Bence var; çünkü Türkiye’de faşizm bu kadar zalimliğe ve baskıya rağmen başta Kürtler olmak üzere toplumu teslim alamadı. İnsanlar konuşmaktan, örgütlenmekten ve mücadele etmekten bütün zorluklarına rağmen vazgeçmediler.

Rojava’da YPG’nin DAİŞ barbarlığını yenilgiye uğratması; 15 Temmuz sonrasında yaşanan baskılara rağmen Kürt siyasetçilerin gerek cezaevi koşullarında, gerekse de dışarda kahramanca direnmesi Erdoğan rejiminin bütün planlarını alt üst etti.

Birikmiş toplumsal sorunları çözmek yerine daha da çoğaltan rejim, her geçen gün baskı ve zulmünü artırarak toplumu teslim almaya çalışıyor. Fakat nafile; rejimin zulmü arttıkça içerde rejime karşı öfke her geçen gün daha fazla artıyor.

Erdoğan/Bahçeli faşizmi artık savunmadadır, bundan sonra hile de yapsa kazanamayacağını biliyor; çünkü Kürtler Türkiye’de faşizmi aşmak için ellerinden gelen fedakarlığı yapacaklarını defalarca Türkiye kamuoyu ile paylaştılar. Günümüzde Kürtleri yanına çekmeden veya etkisizleştirmeden Türkiye’de seçim kazanmak artık mümkün değildir.

Bu kadar baskıya rağmen örgütlü olmaktan vazgeçmeyen Kürt halkı dosta güven, düşmana korku veren bir güce dönüşmüştür. Türkiye’de HDP dışında herhangi bir parti bu kadar zor koşullara rağmen ayakta kalamazdı.

Fakat HDP hem ayakta kalmayı, hem de büyüyüp gelişmeyi başardı. Fiilen işletilemeyen parti örgütlerine rağmen halkımız kendi partisine sahip çıkmıştır. Geçenlerde yapılan İstanbul İl kongresi bunun en önemli kanıtlarından birisi olmuştur.

Kürt halkı ve dostları bütün zorluklara rağmen HDP İstanbul İl kongresinde faşizme inat salonları doldurmaya devam etmiştir. Bu basit bir politik katılım değil, aksine faşizmin baskılarına boyun eğmeme tavrıdır.

İşte Erdoğan bu boyun eğmeyen direnişçi gelenekten kokmaktadır. Sokaktan bahsederken CHP’lileri değil, başta HDP olmak üzere bu ülkenin direnen, hiçbir koşulda faşizme boyun eğmeyen güçlerini kast etmektedir.

Orduyu, polisi, yargıyı, basını ele geçiren Erdoğan/Bahçeli faşizmi kitleler nezdinde inisiyatifi tamamen kaybetmek üzeredir. İnsanlar çarşı pazarda insanlar korkmadan artık rejim eleştirisi yapmakta; gerekirse bunun için bedel ödemekten kaçınmayacaklarını açık açık ifade etmektedirler.

Kazakistan’da ülkenin Mangistav eyaletinde başlayan sonra bütün ülkeye yayılan gösteriler Erdoğan’ın kaygılarında ne kadar haklı olduğunu göstermektedir. Kazakistan Devlet Başkanı Cömert Takayev ülkede bir anda patlak veren gösteriler karşında büyük bir çaresizliğe düşmüş; olayları kontrol edebilmek için başka ülkelerden yardım istemek zorunda kalmıştır.

Erdoğan da benzer bir korkuya kapılmış gözüküyor. Nasıl korkmasın ki; her geçen gün yaşanan fiyat artışları, yüksek işsizlik, baskıcı devlet mekanizması, geleceğe ilişkin beklentilerin genç nüfusu içine düşürdüğü çaresizlik!

İnsanlar soruyorlar “Türkiye Kazakistan olur mu?” Evet olur!

Hatta olası bir patlamada Türkiye Kazakistan’dan çok daha kötü olur. Türkiye’de göstericiler sadece devletle de karşı karşıya gelmezler; Erdoğan/Bahçeli ikilisi paramiliter güçlerini sahaya sürer ve demokratik bir hak arayışı rejim eliyle iç savaşa dönüştürülür.

Bundan dolayı 2022’ye daha örgütlü ve öz savunmamızı güçlendirerek girmeliyiz!

Kaynak: Yeni Özgür Politika

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler