Ulusal mücadeleden sapan bir tarih

0
123

 

ROZA ERZURUM

İHANET KUMDAN BİR KALEYE BENZER EN UFAK BİR RÜZGARDA BİLE YIKILMAKTAN KURTULAMAYACAKTIR.

 Gerçek olmayan her şey zamanla direniş karşısında yenik düşer.

İhanetin bir zihniyet sorunu olduğunu anlamak için Barzani ailesinin ontolojisine bakalım:

Yüz yıllık Kürt düşmanlığı ve soykırımcılığı zihniyeti ve siyaseti Türkiye Cumhuriyeti’ni ve ihanetçi iş birlikçilerini çöküş noktasına getirerek zamanla kendisini önemsiz istikrarsız ve krizli çözümsüze bir yenilgiye götürecektir. Bugün artık görülüyor ki yöneticilerinin yüz yıldır Türk dostluğuna soyunmaları ve Kürt toprakları üzerindeki pazarlıkları stratejik konumlarıyla sonlarının geldiğini göstermiştir.

Peki KDP nasıl bu denli aleni bir şekilde ihanetin soysuz tarihinden kurtulamıyor?  Neden Türk ordusuna sürekli tavizler veriyor. Neden kirli ittifaklara gidiyor. Neden? kendini pazarlıyor. Neden? çatışmalı ve istikrarsız bölge halinde kalmayı tercih ediyor. Bunda çıkarı ne?  Ne? elde edecekler. Kazançları ne olacak. Neden? ulusal birliği bozma ile mükellefler; neden? Kürt soykırımına evet diyorlar. Ya da TC’nin özel savaş politikalarına yani inkara, imhaya ve asimilasyona nasıl evet deniliyor. Bu nasıl bir onursuzluktur. Bu nasıl, ne denli bir cahiliyettir. Kısacası cehaletlerinin soysuz tarihine yani Ontolojilerine bakmak gerekirse:

Bu ihanet süreci üzerinde duran Uğur Mumcu belki de söylenildiği gibi araştırmalarının kurbanı oldu. Ölmeden on yedi gün önce, cumhuriyet gazetesinde yayınladığı önemli yazısında MOSSAD ve Barzani başlığını seçiyor. Bu araştırmasına dair ilk yayınlanan makalesi şöyle. En son bu görevinin peşindeyken öldürülen Uğur Mumcu: MOSSAD İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense kim buna inanır. Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. CIA Barzani ilişkileri artık bilinmezlikten gelinmemeli.

 Aynı sürece tekabül eden bir yazı MOSSAD –Barzani ilişkileri adlı bir çalışma olarak Londra ve SYDNEYD yayınlanan Israel ‘s Secret wars –A Histori of İsrael’s intelligence services adlı kitapta sergileniyor. Kitap İngiliz THE GUARDİAN gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel Aviv muhabirliğini yapan lan Black ve Washinton’ daki brooking enstitüsünde çalışan öğretim üyesi Beni Morris tarafından yazılmış.

22/08/1990 tarihli gazete haberinde gazeteci Çetin Yetkin o dönemde çeşitli kitaplardan bahsederek Yahudi Kürtler başlıklı yazısında  şunları yazmıştı: İran , Suriye ve Irakta 280 bine yakın Kürt İsrail’e göç etti  ve ardı arkası kesilmeyen Barzani İsrail çalışmaları günümüz Barzani devletinin kurulmasının arkasındaki desteği doğruluyor.

Bilindiği üzere bir Kürt Yahudi’si olan ucla öğretim üyesi prof Yona Sabar  yazdığı kitapta bu iddiaları doğruladı. 1982 yılında Yele üniversitesi tarafından yayınlanan; the folk literature of the Kürdistani  jews an anthology yani (Kürdistan Yahudilerinin halk edebiyatı antolojisi başlıklı kitap başlangıçta basit bir antropolojik çalışma muamelesi görse de kendisi de bir Kürt Yahudi prof Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap büyük çoğunluğu Kuzey Irakta yaşayan Kürt Yahudilerinin hayatına ışık tutan çalışma sonradan ciddiye alınmış ve konu araştırmaya başlanmıştır.

 Zamanında hürriyet gazetesinde çalışan Sefa Kaplan’ın haberine göre tarihçi Ahmet Uçar’da Osmanlı arşivlerinde Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik’e arkasından da Kudüs’e sürgün edildiğine dair belge yayınladı ve yayınladığı belgelerin arkasına da şu cümleleri yayınladı, bilindiği gibi Molla Mıstefa Barzani ve oğlu Mesut Barzani İsrail ile kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor. Ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri’nin bağımsızlığını destekliyor. Diyerek haberini sonlandırmış.

Ve başka kalemden Kürt sorunu dosyası çalışmasını yapan Mustafa Ülkü Caner Barzani aşireti devleti adlı bir çalışma yapıyor.

ŞHEİK Muhammed Barzani’nin nesli: Ahmet Barzani, Molla Mıstefa Barzani ve Şex Abdulselam Barzani.  

Mesut Barzani ve İdris Barzani’de Melle Mıstefa Barzani’nin oğullarıdır.

En fazla geriye giden iki isim dahası Şeyh Ahmet Barzani ve Mele Mıstefa Barzani. Öncelikle soy kütüklerine baktığımızda nedense hiçbir kaynak Mele Mıstefa Barzani’nin büyük dedesine ulaşamamaktadır. Dedesi ŞHEİK’tir fakat hiçbir kayda girmemiştir. Aslında kaynaklar Selanik’te olduğunu göstermektedir. Bunun nedenini de hep birlikte göreceğiz. Kimdir Mele Mıstefa’nın babası, hele bir adına bakalım her ne kadar Kürtleştirilmek istense de adından anlaşıldığı gibi Kürt olmadığını anlayacağız. Sayın Yahudi’nin adı şöyle SHEİKH Muhamat Barzani (dikkat edilirse Muhammet ve Barzani eklenince Kürt ve Müslüman olunmuyor) ve dahası Kürt ve Müslüman izlenimi vermek Yahudi kimliğinden kurtulmak için ne yapmak gerekecek, kendinden sonraki Barzaniler için Müslüman isimlerle karşılaşacağız. Torunların kimlik bilgileri ise; en başta üç oğlu bulunmaktadır. Melle Mıstefa Barzani, Şeh Ahmet Barzani ve Şex Abdulselam Barzani.

Kimdir SHEİK’in oğlu Şeh Ahmet Barzani : 1896 yılında Irak’ın Barzan bölgesinde doğmuş, orda eğitimini almış burada siyasete atılmış yada şöyle diyelim burada eğitilmiş özel eğitim, görmüş dedeleri gibi Ahmet babasının yerini almak için bide siyasete atılacak general olacak. Şeh Ahmet’in ilk pratiklerine bakalım Şeh Mahmut Berzenci 1918 yılında İngilizlere karşı direniş başlattığında Barzani ailesinden askeri sevkiyat için yardım istemektedir. Barzani rolü gereği evet istediğin alanlara peşmerge göndereceğim der. Fakat İngilizler isyanı bastırdıklarında anlaşılıyor ki; Ahmet Barzani alana peşmerge göndermemiş gerekçeyi de takviye olarak giden peşmergelerin yolda pusuya düştüklerini anlatır; fakat bu durumu İngilizler kayıtlarına şöyle geçiriyorlar, bize alanda peşmergelerin az olduğunu ve destek için peşmerge gönderemeyeceklerini bizzat Şeh Ahmet Barzani bilgi vermiştir. Ve anlaşılıyor ki; Barzanci ailesinin direnişine ihanetle karşılık vererek yarı yolda bırakıp İngiliz işgallerine karşı koyamayan, İngilizlerin güney Kürdistan’ı parsel parsel olmasına neden olan hiç  bir zaman sorunu çözülmeyen bir Musul ve Kerkük sorununun baş mimarıdır ve dahası var. 1939 Mahmut Berzenci’nin yardımcısı Refik Hilmi HİWA örgütünü kurduğunda ilkin örgüte katılacağını söyler. Fakat Irak’ın İngilizleri arkasına alacağını duyan Barzani 10 bin peşmergeyi alarak İRAN sınırına kaçar, bu ihanet HİWA örgütünün feshine sebep olur. Irak’a karşı savaş açtıklarında ise Süleymaniye yönetimini yani HİWA Örgütünün yönetimini hilelerine, yalanlarına, sahtekarlıklarına dahil etmeyi başaramadığından dolayı  Süleymaniyeden güçlerini çekerek Behdinan’a aşiretinin olduğu alana kaçar!­­­­­­! Orda aşireti için İngiliz ve Irak hükümetinden güya federe Kürdistan için statü dilenendir. Ahmet Barzani’nin mirasını Melle Mıstefa Barzani devam ettirmiştir. Tam anlamıyla ihanet bir saltanat halini almıştır.

Kardeş Melle Mıstefa Barzani sivriliyor, nasıl mı? İhanet mirasını devralan Melle Mıstefa Barzani 1903 yılında güney Kürdistan’da doğmuştur. Melle Mıstefa Barzani babasının mirasını devralan Melle Mıstefa Barzani büyür; o sıralarda hem Behdinan’da öncülük edecek, ardından yenilecek. Çünkü stratejik bir önderlik değil!! yanı sıra yenilgiden ibaret tarihleri içler acısı; hep bir girişim yapar nedense hemen yenilir. Sonra tekrar ya Irak Hükümetine sığınır, yardım diler ya da Süleymaniye’ye yönünü verir. Aman aman Kürt statüsü diye yardım ister. Tabi bu iki yüzlü madalyonun görünen yüzü!

Melle Mıstefa Barzani güya Mahabat Cumhuriyeti’ne peşmergeleriyle desteğe gider. Mahabat Cumhuriyeti kurulduğunda 15 bin peşmergesini güney sınırından alarak bizzat Qadi Muhammed’in kendi elleriyle kurduğu Cumhuriyete güya destek vermeye gider. Hemen ardından Sovyetler’in ihanet teklifini kabul eden Melle Mıstefa Sovyetler’in talimatıyla vakti gelmiş gibi Qadi Muhammede’de ihanet teklifinde ulunur. Bu teklifi tam anlamıyla ret eden Qadi Muhammed, ulusal değerlerine canı pahasına bağlı kalacağını ve sonu ne olursa olsun sonuçlarına katlanarak mücadele edeceğini söyler. Ve Melle Mıstefa güya desteğe geldiği amacını aleni bir şekilde Cumhuriyet daha yedi aylıkken 15 bin peşmerge gücünü tekrar Rojhılat ve Başur sınırına göndererek ihanetle karşılık verir. Qadi Muhammet bağımsız Kürdistan’ı ilan ettiği Mahabat’ın Çarçıra meydanında arkadaşları ile birlikte idam edilirken (31 mart 1947 idam tarihi) mele Mıstefa  Barzani Azerbaycan’ın başkentinde yani Bakü de keyifle cumhuriyetin yıkılışını izlemektedir. Oysa Azerbaycan bir Sovyet devletiydi; yani Barzani’yi ihanetle ödüllendiren güçtü, Ortadoğu’da Kürtlerin birlik içinde olmalarını hala dirayetle istemeyen bir Sovyet geleneği var yani cumhuriyeti bizzat yıkan Sovyetlerin hazırladığı ihanet, Mele Mıstefa Barzani Sovyet devletlerin de ödüllendirilmiş bir vaziyette ilerde yapacağı bir ihanet için beklerken, 1956 Abdulkerim Kasım (Irak cumhurbaşkanı) darbe ile iktidar olur, ve artık Irak’ta Kürt ve Kürdistan adına hiçbir statü yoktur. Melle Mıstefa Barzani Sovyetler’den geldikten  sonra kendini İran’a affettirmek için Mahabat  Cumhuriyeti’nin iç işleri bakanı Süleyman Muini İran rejiminin idamından kurtulmak için güneye  hem sığınmak için hem de  faaliyet yürütmek için, güney’de  KDP İran’ın geleneğini sürdürmek Kürdistan’ı ayakta tutmak için bir takım faaliyetlere başlar. İran rejimi Barzani’nin kendini affettirmesi için Süleyman Muinin şehit etmesini ister. Melle Mıstefa Barzani çirkince imha etmek ve kendini İran’a ispatlamak için 15 Mayıs 1968  Süleymaniye’de Ezmer dağında Mahabat Cumhuriyeti’nin içişleri bakanını ve bir gurup arkadaşının etrafını düşman gibi sararak arkadaşlarını orda şehit ederler. Süleyman Muiniyi de Melle Mıstefa Barzani’nin yanına götürürler, ahlak dışı bir işkence sonucu Süleyman Mouniyi şehit ederler. Ve İran’a istediğini Yaptık!! Der. ve cenazesini de ihanetin ispatı olarak da İran’a vermiştir. İran’da  tam anlamıyla Mahabat Cumhuriyeti’nin hiçbir direnişçisini bırakmamak üzere Süleyman Muinin cenazesini Şino yani Mahabat’ta ve diğer şehirlerde cenazesini korkunç bir şekilde gezdirerek en son da cenazesini Mahabat’ta camiye asarlar, halk yaşanan ihanet durumunu anlayınca cenazeyi İran rejimine karşı başlattığı direnişle alıp bağrına basar ve en anlamlı bir merasimle Süleyman Muiniyi Mahabat Cumhuriyet şehrinde defnederler. Halkın verdiği tepkilerden sonra  Melle Mıstefa Barzani düşman ağzı ile bir açıklama yapar. Süleman Muini menfaatlerimize karşı idi bunu hak ediyordu der; tabi tepkiler durmaz. Halk Süleyman Muini’nin duruşunu Mahabat Cumhuriyeti’ne olan bağlılığından şüphe etmez, fakat Barzani ailesi yine istediğini yapmış yaptığı kirli ittifaklarla Kürt düşmanlarını bir kez daha sevindirmiştir. Bu durumu Doxtor Qasımlo her ne kadar Barzani ailesi için yaptığı ihaneti vurgulasa da yaptıklarının yanlış olduğunu dillendirse de Barzani yaptığından yapacaklarından şaşmamak üzere  ihanetçi iş birlikçi çizgiyi devam ettirmiştir.  Bu arada Kürt aydınları İbrahim Ahmet, Mam Celal ve arkadaşları HİWA örgütünü kurmuşlardır. HİWA bizzat Mele Mıstefa Barzani tarafından fes edilir. Tekrar devrimci geleneği sürdürmek adına Rızgariyé örgütünü kurmuşlardır. Mam Celal ve arkadaşları 1957 yılında güney Kürdistan’a dönen Melle Mıstefa İbrahim Ahmet ve Mam Celal’in Rızgariyé örgütünü Barzan bölgesinden yönetmeye çalışır. Işlediği suçlar yaşattığı ihanet olmamış gibi bir de kendini bütün anlaşmazlıklara rağmen yönetim kuruluna dahil eder. Bölgede kendine rakip hiçbir güç bırakmaksızın hizbi şiu hareketine saldırır, alanda güçsüz bırakır. Bu saldırıyı sadece rakip partiye de yapmakla kalmayıp; kendi yönetim kurulu olduğu partiye de çıkarları doğrultusunda aldığı kararlarla çıkmaza sürükler. Kendi içlerinde de bir hayli sorun yaratmaya başlayan Melle Mıstefa Barzani adeta Kürt birliğini beraberliğini bozmakla mükellef miş gibi hareket etmeye başlar. Bu iç çatışmalar örgütü fes etmeye kadar götürür. İç çatışmaların boy verdiği süreçlerde fikir ayrılığına düşerler, Celal Talabani’nin dediklerine göre Mele Mıstefa Barzani devrim yanlısı değildir. Devrim yapmak istemez, Irak’a bağlı bir otonom ister fakat diğer arkadaşları Mam Celal ve devrim yanlısı arkadaşları da Irak hükümetinden bağımsız devrim yapmak ister. Ve PDK Başur hareketini kurmak için bütün hazırlıklar bitmiştir, Melle Mıstefa Barzani muhalif tarzını bastırıp harekete katılmak zorunda kalacaktır. Bazı bölgeler Irak hükümetinin etkisinden kurtarılır. Fakat Mele Mıstefa devrim arkadaşlarından bağımsız gizli ve kirli bir ittifak yapar. Bu ittifaka her ne kadar KDP’nin merkez kurulu yönetimi kabul etmese de Mele Mıstefa tam olarak özünü yansıtan bir davranış sergilemiştir. Artık ihanet kendisi için kaçınılmaz bir durum haline gelmiştir. Kürtler’in ellerindeki kazançları da kendi bireysel rantı aşiret menfaatleri için Mele Mıstefa Barzani Kürtlerin düşmanlarıyla oturmuş; Güney Kürdistan’ı satmıştır. İhanete dört elle sarılan Melle  Mıstefa Kürtler’in katliamcısı  Saddam Hüseyin’le  ilerde daha tehlikeli kirli ittifaklara imza atacaktır. Mam Celal her ne kadar Mele Mıstefa Barzani’yi yanlışından geri adım atmasına ikna etmek istese de olan olmuştur. Artık güney Kürdistan’ın hiçbir özerkliği yoktur. Tamamen Saddam Hüseyin’in denetimine girmiş, verilen savaş yaşanan kayıplar bağımsız Kürdistan için verilen bütün çabaları Melle Mıstefa Barzani korkak ve namertçe güney Kürdistan’ı sömürgecilerin insafına bırakmıştır. Tabi Mam Celal ve diğer yönetim kurulu başkanları bu yapılanları hazmedemez, bir şeyler yapması gerektiğine inanırlar.  Fakat bu adım da dürüstçe karşılık bulmadığı için çok büyük bir çatışmaya peşmerge güçlerini sürüklemiştir. Melle Mıstefa Irak Baaz rejiminden kurtarılan alanları Qeladızê, Ranya, Çarta, Pêncewin, Qeredax alanlarını tekrar Irak’a verecek; ve peşmerge bir iç savaşa Mele Mıstefa Barzani’nin elleriyle  sürüklenecektir. Bu da artık kardeş kavgası için vazgeçilmez olacaktır. Bu savaşın bir asıl amacı da peşmergeyi pasifize etmek, yani silahsızlandırmaktır. Ve bunu yapmak için de Irak hükümetini arkasına alarak darbe yapar. Bu darbede birçok peşmerge şehit olur. Bizzat peşmerge öncüleri hedef alınır. Bu nedenle peşmerge gücü bizzat Melle Mıstefa Barzani’nin eliyle tasfiye edilir. Ve iç çelişkiler çatışmalar Kürt birliği ve beraberliği adına herhangi bir siyası birliktelik bırakmamıştır. Bu saldırılardan dolayı İbrahim Ahmet ve Mam Celal öldürülme tehdidi ile karşı karşıya kaldıkları için, İran’a sığınırlar. Mam Celal burada da faaliyetlerini devam ettirir. Bu sayede Irak KDP’ si iki parça olur.

 Bu süre zarfında kuzey KDP’si güneyde boy verir. Kuzey Kürdistan devrimcileri direnişin zemini olarak güney Kürdistan’da örgütlenerek partileşme çabalarına girerler, Mellle Mıstafa Barzani Amerika’ya not gönderir. Sizler de biliyorsunuz bizler sözümüzde dururuz, nasıl ki Mahabat Cumhuriyeti’nde direnişin bastırılması için; Qazi Muhammed’i yalnız bıraktıysak, Güneyde ise  nasıl ki Hiwa ve Rızhariyé örgütlerini fes ettiysek, nasıl ki Süleyman Muini’yi katlederek İran rejimine teslim edebildiysek aynı şekilde; bizleri desteklerseniz kuzey Kürdistan devrimcileri parti kurma arayışındalar, onları bastırıp yok etmek için her şeyi yapmaya hazırız. Yine Mele Mıstefa Barzani katletmek direnişi bastırmak ve Kürt halkını amansız bir trajediye sürüklemektedir. Melle Mıstefa Barzani Kürt katliamını yapmak için sadece İran ve Irak’la birleşmez! O sırada Araplar ve Amerika’nın ortak stratejik projelerinden dolayı Amerika’nın Kürtlerin üzerinde planlamaları olacaktır. Artık sırada Kuzey Kürdistan’ın devrimcilerin devrim arayışlarını bastıracak, Kürt tarihini sonu gelmeyen bir tekerrüre sürükleyecektir. Ve kuzey Kürdistan’ın yiğit evladı, Doktor Şivan Sait Kırmızı Toprak silahlı birlikleri kurma ve mücadeleyi dört parça Kürdistan’a yayma çabasındadır. Çünkü Doktor Şıvan Dersim’in yiğit bir evladıdır. Dersim katliamından kurtulmuş; küçük yaşta yaşanan soykırımın canlı tanığı olmuş,  yaşadığı bu katliam onu direnişe sevk ediyordu. Dersim katliamında ailesinden 55 şehit olan Doxtor Şıvan hesap sorma arayışındaydı. Dedesi Bertal efendinin savaşçı ve direnişçi mirasının devamı alarak Kürdistan’da mücadelesini taçlandırmak istemektedir. Türkiye’de Kürt gençleri davasından yargılanır, bu dava 49’ların davası olarak da bilinir. Doxtor Şıvan bir süre zindanda kalır. Ve zindandaki yoğunlaşmaları onu silahlı bir mücadeleye başlama kararına götürür. Şeh Said’in idam edildiği günün anısına Doxtor Şıvan 1970 yılı 15 Şubat ayında  KDP-T’yi ilan eder. Gerilla savaşına başlamak için güney Kürdistan’da konumlanan; Doxtor  Şivan Barzani’nin komplo yapma girişimi sonuç alır. 26 Kasım 1971 yılında doktor Şıvan ve arkadaşları Barzani ailesinin hazırlamış olduğu komplo ile güney Kürdistan’da arkadaşlarıyla birlikte şehit edilirler. Bu idam kararına da KDP’nin nerdeyse bütün yönetimlerini dahil eder, parti meclisini kararıymış gibi halka yansıtırlar.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz