Werin Cenga Azadîyê!

Selahattin ERDEM

Kürt gençliği, çağrı içeren bu anlamlı ve güzel slogan ile yeni bir eylem hamlesi yürütüyor. Bu temelde devrimci halk savaşı stratejisinin üzerine yüklediği görevleri yerine getirmeye çalışıyor. Bu çerçevede 11 Eylül’den itibaren Avrupa’da uzun yürüyüş yapıyor. Gençliğin bu yürüyüşünü selamlıyor, söz konusu sloganın anlamına uygun pratik yürüteceğine inanıyoruz.

‘Özgürlük savaşına gelin veya katılın’ sloganı kuşkusuz çok anlamlı ve önemli bir slogan. Tüm gençliği özgürlük savaşına katılmaya çağırıyor. Çünkü Kürdistan’da AKP-MHP faşist-soykırımcı diktatörlüğüne karşı tarihi anlama sahip kutsal bir özgürlük savaşı yürütülüyor. Kahraman Kürt gerillası öncülüğünde yürütülen bu özgürlük savaşı bir yandan faşist-soykırımcı güçlere öldürücü darbeler vururken, diğer yandan da özgür Kürtlüğü diriltiyor ve herkesi özgürlük mücadelesi içine çekiyor.

Öncelikle ‘Werin Cenga Azadîyê’ sloganının bugünkü anlamını doğru bilince çıkarmak gerekiyor. Çok açık ki, söz konusu slogan, devrimci halk savaşı stratejisi koşullarında bir propaganda sloganı değil, bir eylem sloganıdır. Tüm gençliği AKP-MHP faşist-soykırımcı diktatörlüğüne karşı özgürlük savaşına çağırmaktadır. Her gün faşizme darbe vuran özgürlük eylemleri yapmalarını istemektedir. Her şeyden önce kız-oğlan tüm Kürt gençliğinin bu gerçeği doğru anlaması ve gereğini pratikte yerine getirmesi gerekir.

Eğer devrimci halk savaşı koşullarında olunmasaydı, AKP-MHP faşist-soykırımcılığı ile Kürt halkı arasında bir ölüm-kalım savaşı yaşanmasaydı, o zaman söz konusu slogan bir propaganda sloganı olabilirdi. Savaş için eğitme ve hazırlama görevini yerine getirirdi. Fakat şimdi durum böyle değildir. Kürt halkıyla AKP-MHP faşizmi arasında bir ölüm-kalım savaşı yaşanmaktadır. Faşizmin topyekûn özel savaşına karşı Kürdistan Özgürlük Hareketi ile Türkiye’nin tüm devrimci güçleri topyekûn devrimci savaş yürütmektedir. Bu da ‘Werin Cenga Azadîyê’ sloganını eylem sloganı yapmakta ve tüm gençliği her gün faşizme karşı eylem yapmaya ve özgürlük savaşına katılmaya çağırmaktadır. 

Peki bu ne demektir ve nasıl olacaktır? Çok açık ki, gençlerin Kürdistan’da yürütülen özgürlük savaşına katılmaları biçiminde olacaktır. Yani her şeyden önce Kürdistan’ın özgürlük kaleleri olan dağlara ulaşma ve kahraman özgürlük gerillasına katılma biçiminde gerçekleşecektir. Çünkü kırk yıldır Kürdistan özgürlük savaşının öncülüğünü kahraman gerilla güçleri yapmaktadır. Özgürlük savaşının mekânı zapt edilmez Kürdistan dağları olmaktadır. 

Kemal Pir, Mehmet Karasungur ve Mahsum Korkmaz komutasında başlayan ve Beritan, Zilan ve Delal’ler komutasında süren bu savaş, günümüzde de her gün onlarca kahraman ve yenilmez komutan yaratmaktadır. Kırk yıldan beri Kürdistan Özgürlük Gerillasına yuvalık yapan Haftanîn, Metîna, Zap, Avaşîn, Zagros ve Xakurkê, bugün de yıkılmaz kale olma rolünü oynamaya devam etmektedir. Serhat’tan Dersim’e ve Amanos’a kadar tüm Kürdistan dağları faşizmin gömüldüğü birer özgürlük kaleleri olma rolünü bugün de sürdürmektedir. 

Demek ki söz konusu slogan, birinci olarak gençleri özgürlük dağlarına ve gerillaya katılmaya çağırmaktadır. İnanıyoruz ki tüm Kürdistan gençliği söz konusu bu çağrıyı doğru anlamakta ve gereğini yerine getirmek için tatlı bir yarış içine girmektedir. Bu temelde özgürlük savaşına en doğru yerde katılıp en anlamlı rol oynamak için fedaice koşmaktadır. 

Kuşkusuz savaşın merkezi özgürlük dağları olsa ve en anlamlı savaş bu mekânlarda yürütülse de, bugün Kürdistan özgürlük savaşı sadece dağlarda verilmemekte ve bir cephede yürütülmemektedir. Aslında tüm Kürdistan savaş alanıdır. Dahası tüm Türkiye’nin savaş alanı haline gelmiş olduğu da açıktır. Demokratik Modernite Paradigması gereği, dağlar kadar ovalar ve şehirler de günümüzde özgürlük savaşının yürütüldüğü mekânlar olmaktadır. Hem de AKP-MHP faşist-soykırımcı diktatörlüğüne karşı en kahredici eylemler kentlerde yapılmaktadır.

Kısaca faşist-soykırımcı güçler neredeyse, özgürlük savaşı da oradadır. Faşist-soykırımcı güçler her yerde olduğuna göre, onlara karşı özgürlük savaşı da her yerde olmak durumundadır. Özellikle kentler ve Türkiye metropolleri, AKP-MHP faşizminin yoğunlaştığı ve kendini güvende hissettiği alanlar olarak özgürlük eylemlerine daha fazla sahne olmalıdır. Faşist-soykırımcı güçler en çok da cephe gerisi dedikleri alanlarda vurulmalıdır. 

O halde ‘Werin Cenga Azadîyê’ sloganı gençleri sadece özgürlük dağlarına değil, aynı zamanda özgürlük savaşının en anlamlısının verildiği kent savaşlarına da çağırmaktadır. Sadece Kuzey Kürdistan’a değil, Kürdistan’ın diğer parçalarına da çağırmakta ve işgale karşı savaşa katılmalarını istemektedir. Sadece Kürdistan dağ ve kentlerine de değil, aynı zamanda Türkiye’nin metropol kentlerine de faşizmi yıkacak savaşı yürütmeye çağırmaktadır.

Demek ki günümüz koşulları tüm Kürt gençlerinden yenilmez birer özgürlük savaşçısı olmalarını istemektedir. Bu temelde de isteyen dağa çıkıp oradaki gerilla savaşına katılırken, isteyenin de kentlerde AKP-MHP faşizmine darbeler vuran savaşı geliştirmesi için çağrı yapmaktadır. Dağa çıkmanın zor olduğu koşullarda rahatlıkla kentlere ulaşılıp faşizme darbe vuran eylemler yapılabileceğini göstermektedir. 

Bu konuda ‘düşman kim?’ diye sorup çözümsüz kalmamak gerekir. Türkiye’de halka karşı faşist terör uygulayan ve Kürdistan’da faşist-soykırımcı savaş yürüten ve bu savaşı destekleyen herkes ve her şey düşmandır. Faşizmi maddi olarak besleyen ekonomik kaynaklar düşmandır. Faşist saldırılara karar veren ve yürütülmesini sağlayanlar düşmandır. Metropol kentlerde Kürtçe konuşanlara karşı linç girişimi içine girenler düşmandır. Faşizme istihbarat desteği veren tüm ajan-ihbarcı güçler düşmandır. Dikkat edilirse özgürlük savaşının vuracağı hedefler kentlerde az değil, tersine daha da çoktur.

Diğer yandan, ‘ben nasıl yapacağım’ diyerek çaresiz kalmamak gerekir. İsteyen ve azmedenin her şeyi yapmaya kadir olduğu açıktır. Biraz imkân bulup kendini eğitmek ve eylem için donanım temin etmek zor değildir. Tek başına yapılabildiği gibi, birkaç arkadaş bir araya gelip kendini örgütlü kılarak özgürlük eylemi rahatlıkla yapabilir. Burada önemli olan eylem yapmayı istemektir, kendini özgürlük savaşçısı görmektir, başkasından beklemeden AKP-MHP faşizmine karşı savaşmayı kendine görev bilmektir. Böyle yaklaşan herkesin mutlaka bir yol bulup özgürlük eylemlerini her yerde geliştirebileceği açıktır. 
Kuşkusuz faşist-soykırımcı diktatörlüğe karşı özgürlük ve demokrasi savaşını geliştirmenin başka yolları ve yöntemleri de vardır. Her gün sokakları ve meydanları doldurmak, faşizme karşı her mevziyi kullanıp her yöntemle direnmek gerekli ve önemlidir. Özellikle bu tür yöntemlerle antifaşist mücadeleyi geliştirmek isteyenlere de gençliğin öncülük etmesi, onları eğitip örgütleyerek sokaklara çekmesi ve eylem içinde yönlendirmesi gerekir. Bu da gençliğin eylemsel görevleri kapsamındadır ve bir bölümün de böyle yaparak, kadın-erkek tüm toplumu faşist-soykırımcı zihniyet ve siyasete karşı mücadele eder hale getirmesi gerekir. 

Ancak özgürlük savaşçılığı başkadır. Dağda gerilla savaşı verirken, kentlerde faşist-soykırımcı güçlere öldürücü darbeler vuran eylemler yapmanın anlam ve önemi farklıdır. Böyle yapmak, herkesin yapamadığını yapmak demektir. Böyle yapmak, herkese cesaret vermek, herkesin önünü açmak demektir. Böyle yapmak, faşist-soykırımcı güçlere karşı yürütülen özgürlük ve demokrasi mücadelesine öncülük etmek demektir. Kürt gençliğinin böyle bir yiğitlikte yarışacağı ve ‘Werin Cenga Azadîyê’ hamlesini başarıya ulaştırmak için daha güçlü özgürlük savaşçısı haline geleceği kesindir. 

Yeni Özgür Politika

En Çok Okunanlar

En Çok Okunanlar

İlgili Makaleler