Xalîde Engîzek: Zilanlaşmak fedaileşmektir

0
515

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Xalide Engizek, PKK’nin öncü kadrolarından Zilan’ın (Zeynep Kınacı) eyleminin yıldönümü vesilesiyle konuştu.

30 Haziran 1996’da Dersim merkezde büyük bir fedai eylem düzenleyen Zilan’ın Dersim’de katledilen binlerin intikamı olduğunu belirten PKK Yürütme Komitesi Üyesi Xalide Engizek, “Heval Zilan kimsenin beklemediği bir anda Dersim’de askeri törende bir yanardağ gibi patlar. Zilan hevalın kanı, Munzur Nehri’nin suyuna akar. Yoldaşımızın ruhu, kuş olup Seyit Rıza’nın heykeline kondu ve kulağına fısıldadı: “Kendilerini kayalardan atan genç kadınların, gelinlerin intikamını alıyorum, mağaralarda öldürülen ve kemikleri hala mağaralarda olan binlerce Dersimlinin intikam alıyorum. Kaçırılan, asimile edilen ve cellatlarına hayran edilen çocukların intikamını alıyorum. Ben Dersim’in kayıp kızlarının intikamıyım. Ben Besê, Alîşêr ve Zerîfê’nin intikamıyım. Ben idam edilen çocukların ve liderlerin intikamıyım.” İntikam ve zafer sözünü verdi Seyit Rıza’ya” diye konuştu.

Kadın özgürlük mücadelesinin geldiği aşamada Zilan’ın etkisinin çok fazla olduğunu vurgulayan Engizek, “Özgür eş yaşamı örgütleme, eşbaşkanlık sistemi ve her alanda kendini savunma konusunda Kadın Hareketi Kürdistan’da demokratik modernitenin öncülüğünü yapıyor. Savaş da demokratik komünal yaşamı inşa etmede öncülük ediyor. Tüm dünya kadınları için bir mücadele örneği olarak görülüyor. Son yıllarda dünya kadınları özellikle Rojava devrimi ile beraber Kürt kadın mücadelesinden ciddi şekilde etkilendi ve mücadelelerini daha ileri bir aşamaya taşıdılar. Dünyadaki kadın hareketleri sivil toplum örgütleri ile sınırlı ve dar bir alana hapsolmuştu. Ama dediğimiz gibi son yıllarda artık tüm dünya kadınları artık mücadeleyi sokaklara alanlara taşıyarak sisteme karşı sert bir duruş gösteriyorlar” dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Xalide Engizek’in röportajı şöyle:

Şehit Zilan 30 Haziran 1996’da Dersim’de fedai bir eylem gerçekleştirdi. Zilan, kişiliği ve karakteri nasıldı? Yaşamında nasıl bir duruşa sahipti? Hangi temelde bir katılım sağladı?

Kürdistan Özgürlük Hareketi ve Kadın Özgürlük Hareketi olarak ‘Şehitler Ayı’ olarak tanımladığımız Mayıs ayını geride bıraktık, fedai ayı Haziran ayına da ayına girmiş bulunuyoruz. Büyük şehidimiz Mazlum Doğan’dan, tanrıçamız Zilan’dan Sema Yüce, Fikri Baygeldi, Halit Oral, Cihat ve Tayhan, Ronahi, Berivan, Rojbin, Bermal, Berwar, Dîlan, Şaristan, Berbang, Felat, Rıfat, Zinar Raperîn, Doğa, Sema Koçer’den, Mayıs ayı şehitlerinin bayrağını devralan Bazên Zagrosê, Cenga Heftanîn ile Xabur şehitleri fedai yöntem ve yeni tarzlarla mücadeleyi daha da yükseğe taşıdı.

Heval Zilan ve Sema, özgür yaşam çizgisi yaratarak, nasıl yaşamamız gerektiğini sorununa yanıt oldular ve kadın özgürlük hareketini bir üst seviyeye çıkardılar. Bu vesile ile Zilan, Sema ve Fikri Baygeldi yoldaşların şahsında tüm özgürlük mücadelesi şehitlerini minnetle anıyor, anıları önünde saygı ile eğiliyorum. Hedeflerini yerine getirme sözümüzü yeniliyoruz. Şehit Zilan 1972 yılında Malatya merkezde doğdu. Aslen Malatya merkeze bağlı Elmalı köyündendir. Zilan yoldaş Malatya’da İnönü Üniversitesi’nde Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık okuyor. Özgürlük hareketi saflarına katılmadan önce Malatya Hastanesi’nde röntgen teknisyeni olarak çalıştı. Zilan heval evli ve eşi de Amed, Eğil ilçesi Xiliyan köyündendir. Aynı üniversiteden mezun oldu. Eşi, 1995 kışında cephe için çalışırken Adana’da düşman tarafından esir alındı. Heval Zilan üniversitede okurken PKK’ye sempatisi duymaya başlar. Aile de Kürtlük duygularını koruyan bir ailedir.

Ailenin bu yönü heval Zilan’ı da etkiler. Daha sonra Özgürlük Hareketi’ne katılır. 1994 yılında cephenin çalışmaları için Adana’da çalışmaya başladı. Bu çalışmaya yaklaşık bir yıl devam etti. Heval Zilan daha sonra 1995 yılında Dersim bölgesinde ARGK saflarına katıldı. ARGK saflarında tepeden tırnağa kendisini gözden geçirir. Zilan gerillada her geçen gün kendisini daha da geliştiriyor. Bir yıl içinde Zilan heval irade, duygu, iddia ve kararlılık anlamında kendisini çok güçlü bir şekilde ifade eder.

Şehit Zilan, fedai eylemini nasıl bir dönemde ve neye karşı yaptı?

30 Haziran 1996’da Dersim merkezde büyük bir fedai eylem düzenledi. Zilan’ın arkadaş eylemi kendi düşünüyor, eylem yerini belirliyor, keşif yapıyor, planlıyor ve daha sonra hayata geçiriyor. Kimsenin beklemediği bir anda Dersim’de askeri törende bir yanardağ gibi patlar. Zilan hevalın kanı, Munzur Nehri’nin suyuna akar. Yoldaşımızın ruhu, kuş olup Seyit Rıza’nın heykeline kondu ve kulağına fısıldadı: “Kendilerini kayalardan atan genç kadınların, gelinlerin intikamını alıyorum, mağaralarda öldürülen ve kemikleri hala mağaralarda olan binlerce Dersimlinin intikam alıyorum. Kaçırılan, asimile edilen ve cellatlarına hayran edilen çocukların intikamını alıyorum. Ben Dersim’in kayıp kızlarının intikamıyım. Ben Besê, Alîşêr ve Zerîfê’nin intikamıyım. Ben idam edilen çocukların ve liderlerin intikamıyım.” İntikam ve zafer sözünü verdi Seyit Rıza’ya.

Dersim’i seçmesinin tek nedeni sadece askerleri öldürmek için değil. Çünkü düşman Dersim’i meydanını Kürt çocuklarını asimile eden bir meydana dönüştürmüştü. Her fırsatta meydanda toplanan Kürt çocuklarına Türk bayraklarını sallamaya ve Türk marşını okumaya zorladılar. Türkçe bilmeyen çocuklara işkence yapıldı. Heval Zilan bu eylemi ile Kürtlerin kalbindeki korkuyu kırmak, ölü ruhları, uyuyan gözleri, kapalı kulakları açıp uyandırmak için bir sembol haline geldi. Bu eylem parti içindeki her partizanın yüreğini ısıttı. Düşman da bu yeni eylem tarzı karşısında titredi.

Neden bu tarihi, Haziran ayını ve 1996 yılını seçti? O dönem nasıldı, Zilan arkadaş ne hissetti, ne fark etti, hareket olarak bizim durumumuz neydi? Hareketimize karşı nasıl bir plan devredeydi? Şüphesiz bu ve benzeri sorular uzatılabilir. Tüm bu soruların cevabı ise Zilan yoldaşın yaptığı fedai eylemde gizli. Çünkü Zilan yoldaş öyle sıradan ele alınıp değerlendirme konusu yapılacak biri değildi. O çok zeki, güçlü duyguların sahibi, büyük bir irade ile kendini netleştirmiştir. Artık Zilan yoldaşın bedeni maddi anlamda soyutlanarak kendini tamamen manevi boyuta taşıyarak, moral, güç ve irade haline gelmiştir. O tamamen enerjiye dönüşerek kendi mecrasında yol alıyordu. O artık her olayı, gelişmeyi net olarak görebiliyordu. O gerçeği gördüğü zaman ise buna en layık cevabı vermesi gerektiğini biliyordu. Zaten fedailik tam da budur.

ZİLANLAŞMAK FEDAİLEŞMEKTİR

Zilanlaşmak fedaileşmektir, fedailik ise en üst düzeyde yoğunlaşmak, netleşmek ve irade haline gelmektir. Anlamlandırılan her şeyin eyleme dönüşmesidir. Eylem ise fedaice olduğu zaman, o artık hakikattir, özgürlük temelleri üzerine kurulu en somut şeydir. Fedailik o aşamada kendi olmaktan ziyade hakikate ulaşmak, gerçeğe ulaşmak, toplumun kültür ve vicdanında yer bulmaktır. Zilanlaşmak özüne ulaşmak, özünü vermek, yaratıcı olmak, ölçü ve ilke sahibi olmaktır. Zilan bir manifesto, bir çağrı, özgürlük haykırışı ve pratiğin en üst düzeyde sonuca ulaşmasıdır. Zilan gerçekliğinin dışında başka bir gerçek yoktur ve olamaz.

Süreç nasıldır, Önder Apo ve hareket üzerinde nasıl tehlikeler var? Zilan yoldaş bu tehlikeleri fark ediyor. Bu tehlikeleri görüyor ve yaşananların farkına varıyor. Büyük bir sorumluluk ruhuyla Önderliğe yaklaşıyor. Önder Apo’nun Kürdistan’ın binlerce yıllık değerlerini dirilttiğini biliyor. Önder Apo’nun bütün Kürt halkının, kadınların ve ezilenlerin temsiliyetini yaptığını biliyor. Önder Apo şahsında hareketimize çok kapsamlı bir komplo planının devrede olduğunu fark ediyor. Ve Önder Apo şahsında tüm Kürt değerlerinin hedef alındığını biliyor. 1996 yılında hareketimize karşı çok kapsamlı ve planlı bir imha planını devreye koydular. Bu komplo planı sıradan bir plan değildi.

Mısır’da büyük bir güç topladılar. Türkiye ve İsrail büyük bir ittifak yaptılar. Yüz binlerce kişiden oluşan birlikler oluşturdular. Biz bunların Filistin’e karşı hazırlanmadığını biliyorduk. Bu kalabalık özel eğitimli güçleri önderlik sahasına yolladılar. Bunlar hepsi açık ve net hususlar. Bunun sonunda 6 Mayıs komplosu gerçekleşti. Şüphesiz bu komplo ile direk olarak Önder Apo hedef alındı. Bir sonuca ulaşamadılar bu ayrı bir konu. Ancak amaç buydu. Bomba yüklü bir araçla akademi yanında patlama gerçekleştirdiler fakat bir sonuç alamadılar.

ZİLAN KOMPLOYA CEVAP OLMAK İSTEDİ

1996 komplosu neden gerçekleşti? Sebep ABD çıkarlarıydı. O tarihten bir gün önce Clinton açıklama yaparak, “PKK Güney Kürdistan’da etkisini büyütüyor” demişti. Yine komplodan bir gün önce Önderliğin eğitim faaliyetlerinin gerçekleştiği yerler İsrail gazetelerinde hedef gösterildi. Bunun yanında Türkiye ise sayısını sürekli artırdığı askeri gücüyle önderliği hedef almış durumdaydı. Bu komplo ile neyi yapmak istediler? Güney Kürdistan’da hareketimizin yürüttüğü devrimci yurtsever faaliyetleri bitirmek istediler. Sonrasında ise gerilla gücünü zayıflatıp, tüm Kürdistan’dan tasfiye etmek istediler. Yine uluslararası arası alanda diplomatik faaliyetlerimizi bitirmek istediler. Yani bu sıradan bir komplo değildi. Çok tehlikeli bir komplo planıydı. O süreçte Önderlik basına demeçler vererek sürecin hassasiyeti ve tehlikesi hakkında açıklamalar yaptı. Kürdistan üzerinde geliştirilen ve önderlik şahsında amaçlanan komplonun yaratacağı tehlikelere dikkat çekti. Zilan yoldaş bu süreçte gelişmeleri çok iyi anlıyor ve cevap olmak istiyor.

Eyleminin amacını şöyle açıklıyor heval Zilan, “Kendimi fedai eylem için aday görüyorum. Biz sizin emsalsiz emek ve fedakarlıklarınız karşısında bedenimizi feda etsek de önemli değildir. Bu yine de eksik ve yetersiz kalır. Keşke canımızdan başka fazla verecek bir şeyimiz olsa onu da verirdik. Sizler yaşamınız ile bir halkı yeniden diriltip yeşerttiniz bizler sizin eserleriniziz. Sizler tüm Kürdistan ve dünya halklarının garantisi oldunuz. Sizlerin yaşamı bizler için şereftir. Bize aşk, cesaret, inanç ve moral veriyor. Sizin bu açık yürekliliğiniz bizleri de alıp mücadele saflarına katılıyor. En zor ve sıkıntılı zamanlarda sizin maneviyatınız bizlere güç ve moral kaynağı oluyor. Şehitlerin değerini en fazla bilen sizlersiniz. Ben kendimi bu eylemi gerçekleştirmek için sorumlu görüyorum. Mazlum, Hayri, Kemal, Ferhat, Besê, Berivan, Bêrîtan ve Ronahi yoldaşların mücadelesini sürdürmek onların izinden gitmek istiyorum. Halkımın özgürlük haykırışının sesi olmak istiyorum. Kadını köleleştiren emperyalist politikalara karşı, büyük bir öfke ile bedenimde bombayı patlatarak özgür kadın mücadelesinin sembolü olmak istiyorum.”

Zilan yoldaşın mesajından anlaşıldığı gibi süreci anlamak sorumluluklarını zamanında yerine getirmektir. Yine yaşama bağlılık ne kadar nettir. Gerçekleştirdiği eylem ile yaşadığı netliği pratiğe döküyor. Önder Apo, Zilan yoldaşın duruşu için şunları söylüyor: “Önümüzde Zilan gerçeği duruyor. O değerli bir kadındır. Çok büyük bir başkaldırıdır. Büyük eylemi gerçekleştirip düşüncelerini yazmış ve sözünü gerçekleştirmiş. Şimdi ben kendime her gün diyorum ki bu değerli kadın karşısında sorumluluk ve ciddiyet sahibi olacağım. Belki unutursunuz ama vasiyeti var. Onun vasiyeti bizler için emirdir ve bizler de onun komutanlığı altındaki savaşçılarız. Bu esaslar üzerinden bizler şehitlerimizin vasiyetlerine sadık kalacağız ve asla bırakmayacağız.”

İlk defa böyle bir eylem gerçekleşti ve Kürdistan’da ilk defa Kürt bir kadın fedai eylem gerçekleştirdi. Bu çerçevede Zilan yoldaş kadın olarak nasıl bir kişiliğe sahipti?

Hareketimize karşı gerçekleşen komplovari sürece karşı her ne kadar bir direniş, duruş ve mücadele olsa dahi, gerilla alanında 1992’den sonra özellikle savaş taktikleri açısından bir tekrar ortaya çıkmıştı. Önder Apo, komuta düzeyinde var olan bu taktiksel sıkıntıları gördü. O dönemde Şemdin oportünist, tasfiyeci ve çetevari pratikleri ile hem parti içinde, hem de genel anlamda‚ “Türk devletine karşı savaş olmaz ve başarıya ulaşamayız” yaklaşımını geliştirmeye çalıştı. Savaşta teslimiyetçi, oportünist bir çizgi ön plana çıkarıyordu. Yaşamda reformist, küçük burjuva anlayışını partinin içinde geliştirmeye çalışıyordu. Hem önderlik şahsında geliştirmeye çalışılan komplo, hem de partinin yaşamı ve savaş tarzı ile oynamak isteyen tasfiyeciliğe karşı Zilan yoldaş büyük eylem kararını alıyor.

PKK tarihinde daha önce de fedai eylemler gerçekleştirildi ancak o eylemler kendini yakma eylemleriydi. Zekiye, Berivan ve Ronahi zindanlarda ve dışarıda kendini yakma eylemleri gerçekleştirdiler. Yine Kemal, Hayri, Akif, Ali Çiçek yoldaşlar da ölüm orucu ile fedai eylem gerçekleştirdi. Hepsinden önce ise Mazlum yoldaşın eylemi vardı. Başka imkanlar olmadığı için bu eylemleri gerçekleştirdiler. Ancak onların ruhu eylemde kendisini var ederek başarıya ulaştı. Zaten Zilan yoldaş da Kemal, Hayri ve Mazlum yoldaşların izinden gitmek istediğini söylüyor. Fakat Zilan yoldaşın eylemi yeni bir tarz. Büyük bir kararlılık, irade ve inançtır. Başarıya olan inancım tamdır. Mektubunda, “keşke canımdan başka verebilecek bir şeyim olsaydı onu da verirdim” diyor.

Zilan yoldaşın eylemi, Önder Apo’nun da dediği gibi özgür yaşam manifestosudur. Bu eylem bizim nasıl yaşayıp nasıl savaşacağımızın manifestosudur. Sağcı, teslimiyetçi başarıya inancı kalmamış çizgiye karşı bir cevap oldu. Gerilla savaşının sadece sayıdan ibaret olmadığını ispat etti. Gerilla savaşı yol ve yöntemlerde zenginlik, duygularda ve düşüncelerde netlik ve güçlü bir irade ile olur. Bu yüzden diyoruz ki Zilan yoldaş tek başına bir ordu gibi hareket etti. Etkili bir ordu gibi. Bu eylem bir tokat gibi komplocuların ve hainlerin yüzüne çarptı.

TÜM KÜRDİSTAN FEDAİLERİNDE ZİLAN YOLDAŞIN RUHU YAŞIYOR

Zilan yoldaşın eylemi aynı zamanda kadını köleleştiren, metalaştıran kapitalist moderniteye karşı da anlamı çok büyük olan bir eylem. Zilan yoldaş evlidir. Kapitalist sistemin ilişkilerin modeli olarak tanımladığı aileyi terk ediyor ve özgürlük hareketine katlıyor. Yaptığı eylem ile ataerkil iktidarın kalesini içten vuruyor. Tüm bedenini paramparça ediyor. Bu güzel ve cesaretli kadın neye olan inançla bunu yapabiliyor. O önderlik ve PKK’nin gücüne inanıyor. Biliyor ki ancak PKK ile yaşam, ilişkiler ve kadın özgür olabilir. Özgürlük felsefesi ile içi doluyor ve büyük bir gururla yaşayıp kendini feda ediyor. O, yaşamı uğruna ölecek kadar çok seviyorum diyen Kemal Pir’in öğrencisi değil miydi ki? Kendisi de zaten mektubunda diyor, “Başkanım yaşamı çok seviyorum, büyük bir yaşam iddiam var. Fakat anlamlı bir yaşam yaşamak istiyorum.” Bu tarihi cümleler ile ölümün üzerine yürüdü ve ölümü anlamsız kıldı.

Evet doğrudur Zilan yoldaş ölümü anlamsız kılmıştır. Şimdi onun ruhu tüm Kürdistan fedailerinde, gerillada ve kadınlarda yaşıyor. Zilan yoldaşın ruhu, ölçüleri ve kişiliği Mam Reşo’da, Serhat, Sarya, Ruken’dir, yedi yoldaştır. Küçük Cilo’da Rüstem ve Bawer’dir. Avaşin’de Delila’dır. Zap’ta Adife, Ekin, Amara ve Diyana’dır. Garê’de Şoreş ve beraberindeki yoldaşlarıdır. Heftanin’de Esmer, Nucan Rüstem Cudi, Rubar ve Bargıran’dır. Zendura Tepesinde 2 aydır amansızca savaşanların ruhunda yaşıyor. Zilan yoldaşın yükselttiği bayrak altında kadın mücadelesi her gün daha da büyüyor. Kadın partileşmesinde derinleşip büyüyor. Onun ardından binlerce Kürt genç kadın ve erkek parti saflarındaki yerini aldı.

Önder Apo bir dağ gibi heybetli olan, bir okyanus gibi sakin ve derin olan yoldaşa yine aynı Mazlum ve Zilan yoldaşın arasında bir köprü olmak isteyen Sema yoldaşa olan bağlılık ve söz gereği 8 Mart 1998’de kadın özgürlük ideolojisini tüm dünya kadınlarına armağan etti. Önderliğin kadın konusunda yoğunlaşmaları daha fazla arttı ve bu derinleşmelerin ardından kadın Hareketi daha da büyüdü. Ordudan partileşmeye ve sistemleşmeye geçildi. Zilan yoldaş kadın özgürlük hareketinin manifestosudur. Artık Zilan bizim için ölçüdür, ilkedir. Onun büyüklüğü ve ciddiyeti karşısında bizler her zaman kendimizi daha geliştirip büyütüyoruz. İddia ediyoruz ki Kürdistan’da politik ve ahlaki bir toplumu örgütleyeceğiz.

Şehit Zilan kadın özgürlük mücadelesinde nasıl bir çizgi oluşturdu.? Bu günlerde ciddi bir boyuta varan kadın mücadelesinde günümüz açısından şehit Zilan’ın nasıl bir etkisi var?

Kadın özgürlük mücadelesinin geldiği aşama bu gün çok önemlidir. Karar ve söz mekanizması içerisinde bir irade haline gelmiştir. Özgür eş yaşamı örgütleme, eşbaşkanlık sistemi ve her alanda kendini savunma konusunda Kadın Hareketi Kürdistan’da demokratik modernitenin öncülüğünü yapıyor. Savaşta, demokratik komünal yaşamı inşa etmede öncülük ediyor. Tüm dünya kadınları için bir mücadele örneği olarak görülüyor. Son yıllarda dünya kadınları özellikle Rojava devrimi ile beraber Kürt kadın mücadelesinden ciddi şekilde etkilendi ve mücadelelerini daha ileri bir aşamaya taşıdılar. Dünyadaki kadın hareketleri sivil toplum örgütleri ile sınırlı ve dar bir alana hapsolmuştu. Ama dediğimiz gibi son yıllarda artık tüm dünya kadınları mücadeleyi sokaklara, alanlara taşıyarak sisteme karşı sert bir duruş gösteriyorlar.

Zilan yoldaşın komutasında savaşan kadınlar herkesin dikkatini çekiyor. Bu süreçte kadın Hareketi öncülüğünde kadın bilimi yani jineoloji ki Önder Apo önermişti, tüm dünya kadınlarının gündemine girdi ve etrafında bir toplanma gelişti. Kadın özgürlük hareketi jineoloji, öz savunma ve özgür eş yaşam konularında tüm dünya kadınlarına umut ve inanç vermiş. Özellikle Zilan, Sema ve Beritan yoldaşların komutası altında savaşan kadınlar tüm kamuoyunun dikkatini üzerine çekiyor. Bir gerilla arkadaşın günlüğünde şöyle bir şey geçiyordu: “Eskiden deniliyordu “her kahramanın arkasında bir kadın vardır, ya da her başarının arkasında kadın vardır.” Ancak gerillada YJA-Star ile birlikte tüm başarılara imza atıyoruz. Kendimiz başarıyı yaratıyoruz.” Bu çok önemli bir gerçektir. Şüphesiz kadın mücadelesini büyütmek için tüm çarpık anlayış ve kavramlardan uzak durmak lazım. Bunlarla mücadele etmeli ve kadın özgürlüğünü sağlamalıyız.

Özgürlük mücadelesinin büyüdüğü bir dönemde bazı feminist kesimler bizi erkeğe yardım etmekle itham ediyorlar. Öte yandan ise birçok devlet hükümet içinde ordu ve başka kurumlar içinde kadın sayısında artışa gidiyor. Amerika başkanı Biden seçildiğinde yardımcısını kadın seçti. Kendi hükümetinde kadınlara yer verdi. Yine Netanyahu faşizmine karşı koalisyon sonucu oluşan hükümet içerisinde kadınlar çoğunlukta. Her ne kadar bunlar kadın mücadelesi sonucu açığa çıksa da bizim alternatif eş başkanlık sistemimizin büyük etkisi var. O görevlerde, koltuklarda oturan kadınlar da bilmelidir ki onlar dünyadaki ve Kürdistan’daki kadın mücadelesi sonucu oralarda bulunuyorlar. Onlar kadın mücadelesinin sesini siyaset içinde sessiz kalmasını engellemeli ve tüm kadınların sesi olmalıdırlar. Bunun yanında tüm Kürt ve bölge kadınları kahraman şehitlerimizin çizgisinde kadın özgürlük mücadelesini güçlendirmeli ve rollerini yerine getirmelidir.

KÜRDİSTAN’DA KAHRAMANLIK ÇİZGİSİNİ HAKİM KILMAK GEREKİR

Tüm Kürdistan ve dünya erkekleri Fikri Baygeldi yoldaşın çizgisinde kendilerinde olan klasik erkeği öldürmelidirler. Fikri yoldaş, “Sema yoldaş benim komutanımdır, onun komutası altında savaştığım ve ölüme gideceğim için mutluyum” dedi. Kadın mücadelesine sadık bir yoldaş olarak tarihe geçti. Onun peşinden binlerce genç yoldaşımız fedai bir şekilde mücadele ederek şehit oldu. En son Cudi Serhat yoldaş YJA-Star’a gönderdiği bir raporda farkına vardığı kadın özgürlük çizgisini dile getiriyor. Klasik erkeği ayıplıyor. Kadın ile özgür yaşamak için klasik erkeğin onun açısından nasıl engeller oluşturduğunu ve onunla nasıl mücadele ettiğini anlatıyor. Bu değerli anılar üzerinden Kürdistan’da bu yoldaşların çizgisini hakim kılmak gerekir. Kahramanlık çizgisinde özgür eş yaşam.

Nasıl ki Zilan yoldaş düşmanın kalesini içten fethederek düşmanın tüm kurumlarını patlattıysa, nasıl Sema yoldaş, “dünyada iki güneş olmaz” diyerek özgürlük için kendini ateş topu haline getirdiyse ve nasıl ki Fikri yoldaş, “Seninle aramda ateşten bir bağ var” deyip kendini Semaların ateşinde eritti ise, tüm Kürdistan’daki erkekler kendilerinde bir derinleşme ve sorgulamaya gidebilirler. Kürdistan’da Dewrêşê Evdî ve bizim yoldaşlarımızın kahramanlığını yeşertin, kendinizi sevilebilecek bir erkek yapmaya çalışın. Bu da ancak savaşmak ile olur.

Her kahraman eğer bir aşk yaratmak istiyorsa her şeyden önce kendini kapitalizmin kirliliklerinden arındırmak ve özgürlük savaşında kahramanca yer almak zorundadır ki ancak o zaman sevilebilirler. Bunun dışındaki seçenekler onları sıradan sığ klasik erkek hastalıklarından kurtarmaz. Bu esaslar üzerinden, “Dem Dema Azadîyê ye” hamlesi çerçevesinde bulunduğumuz her yerde tecridi kıracağız ve faşizmi sona erdireceğiz. Önder Apo’yu fiziki özgürlüğe kavuşturacağız. Fedai yoldaşların ruhu ile savaşta ve yaşamda özgürlüğü sağlayacağız. 

ANF

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz