Yiğitlik – I –

0
1048

Yiğit erkeklik üzerine…


Yiğitlik neolitik kültürün temel yaşam ve kişilik ölçülerinden biridir. Ana Kadın toplumsallığında yiğitlik ölçüleri esasdır. Toplum bireyi için herşeyi yapabileceği gibi bireyi de toplumu için her türlü cesaret ve fedakarlık yaklaşımını göstermesi ahlaki bir tutumun gereğidir. Kürt toplumunda kadın ve erkek kişiliğinde var olan yiğitlik ölçüleri hala günümüze kadar kendisini güçlü hissettirebilmektedir. Böyle olmasaydı PKK’de binlerce yiğit kadın ve erkek kahramanlar açığa çıkmazdı. Yiğitlik; toplumuna, toprağına, kültürüne bağlılık ve herhangi bir saldırı karşısında sonuna kadar direnmesini ve karşı koymasını bilme gücünü göstermektir. Bu açıdan yiğitlik; toplumsal gerçeklerden kaçmamak, gerçeklere göre olmasını bilmek ve gereğini yapabilmektir. Yüceltici ve özgürleştirici yönü vardır. Tersi teslimiyet ve ihanettir. Yiğitlik, Ana kadın toplumun temel özelliğiyken Ataerkil kültürde ise yiğitlik yerine yalancı, sahte ve tahakkümcü erkek kişiliği vardır. Bu Kürtçe dilinde “zılam” gerçekliği olarak ifadeye kavuşmuştur. Zılam; zorba, zalim ve zulumden gelmektedir. Egemen erkek; sahte ve yalancı erkekliktir. Kadın ve toplum karşısında yıkıcıdır, yaşamı kurutandır. Kadına mal-mülk gözüyle bakar. Ahlaksızlık içerisindedir.
Kuşkusuz neolitik toplumda erkek, egemen erkek değildir. Henüz cinsiyetçilik yoktur. Babalık kurumu gelişmemiş. Kadın, toplumun öncüsü, bilgesidir. Toplumu yaşatan esas öğedir. Belirleyicidir. Erkeğin toplumsal rolü siliktir. Ana ve tanrıça kültürüne Önderliğimizin belirttiği gibi “erkek, çocuk uysallığında bir bağlılık konumundadır.” Bunun dışında bir kadın tanımlaması yoktur. Avcı kültürü ya da ataerkil hiyerarşi bu kültürün dışında gelişmektedir. Ana kadın; toplumun öncüsü olarak erkeği de eğitmektedir. Toplumda Ana-kadının ölçüleri esastır. Erkek de bu gerçeklik içinde anlam bulabilmektedir. Uygarlık sisteminde ise tam tersine egemen erkek ölçülerine göre bir kadın ve toplum şekillenmesi vardır. Bu da içinde yaşadığımız beş bin yıllık ataerkil kültürdür. Kadın kişiliği ve kimliği yok sayılmış, sadece biyolojik bir varlığa indirgenmiştir. Kadın, erkeğin uzantısı ve eki haline getirilmiştir. Adem- Havva öyküsünde, Havva’nın Adem’in kaburgasından yaratılış hikayesi ise cinsiyetçi toplumun bakış açısını oturtmak için geliştirilmiş iyi bir örnektir. Oysa neolitik kültürde erkek, kadının yaşam yaratan gücüyle ancak yaşamda yer bulabilmektedir. Neolitik kültürde erkek de giderek çiftçi ve çoban erkek olarak toplumda yerini almaktadır. Önder Apo’nun belirttiği gibi “Erkek; çiftçi- çoban olarak egemen olmaktan uzaktır.” Konuyu bu bağlamda biraz daha derinleştirdiğimizde Kürtçe diline tekrar başvurursak bazı önemli ipuçları daha iyi açığa çıkmaktadır. Kürtçe dilinde ‘zılam, mêr’ kavramları egemen erkekliği ifade ederken Camêr-Camerd ya da Agit erkek kavramları ayrı bir anlamı vardır. Yiğit ve cömert erkekliği ifade etmektedir. Neolitik toplumda erkek ancak yiğit, merd, cömert olduğunda kabul edilebiliyor. Bugün bu özellikler hakim zılam gerçekliğine rağmen hala Kürt toplumunda belli ölçülerde kendisini hissettiren ve saygı duyulan özelliklerdir. Zılam, mêr erkekliğin sahte olduğunu birçok halk deyiminde görmekteyiz. Bunun için mêrxas erkek kavramı bile has, gerçek erkekliğe vurgu yapmak için kullanılır. Demek ki mevcut erkeklik sahte bulunmaktadır ki mirxas erkeklik ve sahte erkeklik ayrıştırılma ihtiyacı duyulmuştur. Yine halk arasında beğenilmeyen, kötü bir erkeğe “Tu mêrî lê belê ne camêrî” kavramında bile esas erkekliğin camêr erkek olduğunu anlıyoruz. Camêr kavramının kökenini kazdığımızda yiğit, merd ve cömert erkek anlamı çıkar. Kırmancki lehçesinde de camerd erkek kavramı aynı içeriktedir. Camerd, cömertlikten gelmektedir. Agit- yiğit kavramı aynı kökenden gelmektedir. Derwêşê Evdî, yiğit Kürt erkeğini temsil etmektedir. Toplumun savunulmasına dayalı savaşçı, yiğit özellikleri öndedir.

Egemen erkek (zılam) toplumsal birikimi elinde toplama, eline geçirme faaliyetiyle birlikte toplumu zayıflatma, parçalama, mülkiyeti geliştirme zihniyeti ve kültürünü temsil ederken, camêr erkek ise eli açık, cömert ve toplumsaldır. Bu özellikler çok önemlidir. Camêr kavramını biraz daha incelediğimizde ca; anne anlamında, mêr-merd; yiğitle özdeştir. Yani burada anneden gelen bir yiğitliğe vurgu vardır. Yiğitliğin ana kadının özelliği olduğu, anaya bağlılıkla ilişkili olduğunu Camêr kelimesi açık bir şekilde dile getirmektedir. Bu açıdan Camêr-Camerd erkeğin temel özelliği Ana’ya, toplumuna, yurduna bağlılıkla ilgilidir. Kadına değer verme, saygı duyma ve yaşam yaratan gücüne bağlılıkla ilgilidir. Zaten kadına, çocuklara kötü davranan erkeğe “tu mêrî lê ne camêrî” denir. Camêr kelimesinden bir kez daha anlıyoruz ki kabul edilebilir erkeklik ancak Neolitik-ana kadın toplum özelliklerini taşıyan erkekliktir. Yiğitilik, mertlik ve cömertlik anaya, kadına saygının ölçütüdür. Bu yüzden erkekte yiğitlik özellikleri yani neolitik özellikler esastır. Dengbêjlerde, destanlarda erkekte yiğitlik ölçülerinin aranması ve sıklıkla işlenmesi de bu gerçeklikle bağlantılıdır. Boşuna Derwêşê Evdiler bugüne kadar gelmemiştir. Yiğitlik; Ana’ın yaşamı mümkün kılan gücüne dayanmaktır. Buna saygılı olmak ve korumak için ölümüne savaşçı özellikler göstermektir. Sümerce’de munus; kadın anlamındadır. Arapça’da kadına Nisa denilmesi de bu kelimeyle olan bağı göstermektedir. Namus kelimesi de kadın yasası anlamındayken sonrasında erkeğin namusu yani mal-mülkü olarak niteliksel dönüşüme uğramıştır. Kadın erkeğin namusu yani tabusu olmuştur. Burada tecavüz gerçekliği namus adı altında gizlenmektedir.
Kısacası camêr-camerd kelimeleri bu şekilde yiğit, cömert erkekliği temsil etmesi açısından büyük bir hakikati içermektedir. Jineoloji biliminin kanıtlamaya çalıştığı Anlamlı bir yaşamın öncüsü olarak kadın tanımlanmadan buna bağlı olarak erkeğinde tanımlanamayacağı gerçekliği camêr erkek kişiliğinde kendini göstermektir. Klasik erkeklikten kurtuluş ancak neolitik kültür değerleri kapsamında ulaşılabilecek bir durumdur. Özgür erkek kişiliği için tanrıça kültürüne bağlılık esastır. Önder Apo’nun kendisini “Ana ve tanrıçanın iyi bir evladı olmayı başardım” demesi bu gerçeklikten kaynağını almaktadır. Bu temelde kadın kurtuluş ideolojisi sadece kadının değil erkeğinde kurtuluşunu imkan dahiline getirmektedir. Özgür erkek arayışçılığı açısıdan tanrıça ya da neolitik kültürde derinleşme, bilince çıkarma ve özümseme hayati bir konudur. Özgürlük mücadelemizin büyük kişiliklerinden olan Sema Arkadaş’ın kadın kurtuluş ideolojisine sahiplenmesi ve ardından Fikri Baygeldi Arkadaş’ın da bu temelde özgür erkek arayışçılığını kadın kurtuluş ideolojisine dayandırması ve “Sema komutanımdır” demesi bu gerçeklikle bağlantılıdır. Özgür kadının ölçüleri özgür erkek arayışçılığının da ölçüsü olduğu mücadele gerçekliğimizde netleşen husus olmuştur. Dolayısıyla özgür kadın ve hareketinin yaratılması aynı zamanda erkeğin de değişim-dönüşüm sürecine girmesi, özgür ve yiğit erkek kişiliğinin de gelişmesi demektir. Kadının yeniden yaratılış hikayesi aynı zamanda erkeğin de yeniden yaratılış sürecine girdiğini göstermektedir. PKK’de tanrıça kültürü yeniden canlanırken yeniden özgür yaşamın öncülüğünü yapan temel güç özgür kadın gerçekliği olmuştur. Kadın özgürlükçü paradigma ve ideoloji bu gerçeklikten hareketle Önder Apo tarafından geliştirilmiştir. Yiğit kadın, yiğitleşen erkek anlamına gelmektedir. Kadının yiğit özellikleri erkeği de buna çekmektedir.

Yiğit erkek ölçüleri bilgelikle yakından bağlantılıdır. Bu da toplumsal kültür yani kadın eksenli kültürden gelen hakikat, bilgeliktir. Kaba ve sahte erkeklik; toplumsal yaşamdan, kadın gerçekliğinden kopuk ve inkarı yaşayan erkekliktir. Bu yüzden hakikatle, bilgelikle bağını koparmış, yalan ve sahtekarlığa dayalıdır. Gerçek erkeklikle alakası yoktur.  

Helin DERSİM

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here