AKP-MHP özel savaş rejimi kirli savaş enstrümanları kullanarak çöküşünü önlemeye çalışıyor. Bu enstrümanların en önemlisi medya oluyor. Öyle ya 3. Dünya savaşı bile medya üzerinden yürütülüyor. Özel savaş rejimi de kendisine bağlı yüzlerce medya şirketi üzerinden algı yaratarak toplumu yönlendirerek en büyük ağırlığını medyaya veriyor. Diğer yandan da kendisine karşıt olan muhalif medya ve basın yayın kuruluşlarını mahkemeler yoluyla kapatıyor, çalışanlarını tutukluyor, bunlardan sonuç alamayınca tehdit ve katletmeye kadar gidebiliyor. Elbette saldırı bunlarla sınırlı değildir. Bireysel olarak sosyal medya kullanıcıları da özel savaş rejiminin hedefi halinde.
Peki, neden AKP-MHP özel savaş rejimi son dönemde daha çok sosyal medya alanına yöneldi. Dağda, ovada ve en çok da Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde Özgürlük Hareketinden ciddi darbeler aldı. En önemlisi de Türkiye ve Kürdistan kentlerine yayılan halktan milislerin eylemleri özel savaş rejimini oldukça korkuttu. Hal böyle olunca, çokça dillendirdikleri “bitirdik” söylemlerinin bir karşılığı olmadığı ortaya çıktı. Her ne kadar yandaş medya bu eylemleri görmezden gelerek, “elektrik kontağı” gibi söylemlere sarılsa da bu medya kuruluşlarına yönelik inandırıcılığı oldukça zayıflattı. Bu da beraberinde halkı muhalif medya haberlerini daha fazla izlemeye yöneltti. Bunun sonucu olarak özel savaş rejimi muhalif medya ve basın yayın kuruluşlarına, haber siteleri ve bireysel olarak sosyal medya kullanıcılarına dönük saldırılarını artırdı. Bu saldırılarla bir yandan gerçeklerin açığa çıkmaması için çöküşünü gizlemek isterken, diğer yandan da halkı örgütsüz ve moralsiz bırakarak korkusunu egemen kılmak istemekte.
Özellikle Korana virüsüyle beraber gazete tirajlarının düşmesi sonucu halk üzerindeki etkisini tamamen yitiren özel savaş rejimi yönünü dijital medya ve sosyal medya alanlarına daha fazla çevirdi. Bu alanları tümden denetim altına almaya çalışıyor. Sosyal medya kullanıcılarına dönük AKP içinde oluşturulan algı yönetimleri topluma nefes aldırmamakta. Bu algı yönetimleri hedef bireyi ya da toplumu istediği şekilde düşünme ve hareket etmeye ikna etmek için her türlü argümanı kullanmakta. Özel ve psikolojik harp taktiklerinin kullanıldığı bu algı operasyonunda temel hedef insan aklından daha çok ruhunu teslim alma, maneviyatına yönelme. Özellikle toplum içindeki sıradan insanlar temel hedef durumunda.
Sosyal medya alanında yanlarına çekmek istedikleri kişilere dönük din, ırkçılık, milliyetçilik, yoksulluk, iş ve yardım teklifi gibi bireyin toplum içinde sahip olamadıklarını ona sunup, kazanan tarafta olması gerektiği yönünde telkinler göndererek örgütleme ve kendilerine bağlamaya çalışmakta. Diğer yandan da sosyal medyadaki muhalif kesimleri ya da kazanamadıklarını düşman kategorisinde ele alarak bu kesimlere dönük psikolojik savaş yürütmekte. Bu kesimlerin iradelerini zayıflatma, moral güçlerini kırmak için değerlerine yönelme, şüpheye sevk etmek, inandığı davaya karşı memnuniyetsizlik uyandırma, zihinde karışıklık yaratma, bunlardan sonuç almadığında ise özel savaş algı yönetimine bağlı binlerce hesapla bu hesaplara yönelme ve hesabı kapatmaya kadar giden bir süreç izlemekteler.
Amerikalı general Eisenhower basın yayın üzerinden yürütülen psikolojik harbe dönük şöyle bir belirlemede bulunmuştu. “Kağıt merminin, savaşın en özel ve tercih edilen silahı” olduğunu söylemekte. Dolayısıyla anlık ve günlük olarak özel savaş rejimi elindeki basın yayın organları ve sosyal medya üzerinden zihinlerimize ve en çokta ruhumuza binlerce mermi sıkmakta. Çünkü, özel savaş rejimi bizleri düşman ve yok edilmesi gereken kesimler olarak ele almakta. Canımıza ve değerlerimize bu kadar saldırmalarının nedeni bu. O nedenle propagandayı savaşın en önemli enstrümanı olarak ele alıyorlar. ülkemize, özgür alanlarımıza askerlerini sürmeden önce yapılan topçu ateşi gibi ruhlarımızı ele geçirmek için önce propaganda yoluyla savaşı yürütüyorlar.
Medya üzerinden yürütülen propaganda ve ajitasyon çalışmalarına bizden topladıkları vergilerden milyarlarca lira bu çalışmalara harcanmakta. Özel savaş rejimi tarafından oluşturulan trol grupları yoluyla rejime eleştiri yapanları hedef gösteren, bu hesapları taciz eden, binlerce hesapla muhalif hesapları kapatmak için şikayet eden bünyelerinde binlerce sosyal medya hesabı barındıran, maaşları özel savaş rejimi tarafından ödenen yüzlerce grup oluşturuldu. Bütün bu grupları yöneten ajitasyon ve propaganda merkezlerinde psikolog , sosyal bilimci, siyaset bilimci ve psikolojik harp uzmanı propagandacılara kadar uzanmakta. Sahada ise bizzat AKP milletvekilleri, MYK üyeleri, gençlik kolları ve uzman gazetecilere kadar uzanan bir liste yer almakta.
Özel savaş rejimi tarafından oluşturulan bu grupların etkisi hafife alınacak bir durum değil. Düşünün bizzat özel savaş rejimi tarafından oluşturulan Pelikan grubu kendi başbakanları olan Davutoğlu’nu oluşturdukları kamuoyuyla istifaya kadar götürebildiler. Sosyal medya da oluşturulan bu gruplara dönük en son Ebabil adında bir grubu eklendi. Bu grup beraber hareket ettikleri binlerce hesapla özel savaş rejimine muhalefet eden hesapları şikayet ederek susturmaya çalışmakla görevlendirilmiş. Dolayısıyla özel savaş rejiminin hedefinde olan bizler için tehlike oldukça büyük. Hele hele söz konusu ülkemiz ve geleceğimiz olduğunda bu konuda çok daha fazla kafa yorabilmeliyiz. Bu saldırılar karşısında sessiz ve çaresiz kalmamalıyız.
Tamam, özel savaş rejimi karşısında çok zorlu şartlarda mücadele eden özgür basın, sosyalist, demokratik basın var. Ancak bunlarla yetinilemez. İletişimin geldiği düzey düşünüldüğünde elimizdeki telefonlardan evimizdeki tablet ya da bilgisayarlardan internet aracılığıyla sosyal medya üzerinden itirazlarımızı dillendirme, düşüncelerimizi paylaşma ve en önemlisi de bu mecra üzerinden ortak paydalarda buluşup örgütlenmek ve eyleme geçmek oldukça önemli. Bir diğer önemli bir konu var ki, her gün bizim değerlerimize küfredip saldıran, sosyal medya hesaplarımızı kapatmak için akbabalar misali hesaplarımıza üşüşen bu spamlara karşı bizde örgütlenebiliriz. Yalan ve hilelerini açığa çıkarıp halkımızı ve halklarımızı aydınlatabiliriz.
Örnek olarak Ebabil gibi gruplara karşı yurtsever grupların oluşturduğu DOĞAN FIRTINASI grubunda buluşulabilir. Elbette farklı gruplarda oluşturulabilir. Bizim kendi hesaplarımızı takip ederek daha güçlü mücadele yürütülebilir. Değerlerimizi ve düşüncelerimizi bu alanlarda daha fazla öne çıkarırken, itirazlarımızı en güçlü bir biçimde dillendirebiliriz. Onlar bizim hesaplarımızı kapatmaya çalışıyorlarsa biz de onların hesaplarını kapatmak için mücadele edebiliriz. Nasıl ki Kürt ve Türkiye halklarının yiğit evlatları özel savaş rejimine karşı canları pahasına bir mücadele yürütüyorsa, bizlerde bu maaşlı dilbaz ve hilebazlara karşı halkımızın ve halkların mücadele ruhuyla bu alanlarda birlik içinde mücadele verebiliriz. Dolayısıyla onların kirli diline karşı özgürlük ve demokrasinin diliyle, iyi ve güzel bir yaşamı amaç edinmiş bilgelerin sözleriyle sosyal medya alanında mücadele ve örgütlenme vazgeçilmezdir.