Kadınlar: Beni yok etsen de var olmaya devam edeceğim

0
707

 “Em Xwe Diparêzin” kampanyasının kadınlar tarafından güçlü sahiplenildiğini söyleyen TJA aktivisti Emine İnan, “Kürdistan’da gençler üzerinden yok etme politikası yürütülmek isteniyor. İnan, Kadınlar “Beni yok etsen de var olmaya devam edeceğim” diye cevap veriyor.

Tevgera Jinên Azad’ın (TJA), 15 Eylül’de startını verdiği “Em Xwe Diparêzin” kampanyası kapsamında aktivistler, bölge kentlerinde yaptıkları etkinliklerle kadınlarla bir araya gelmeye devam ediyor. Kampanyalarını kadınlara tanıtan aktivistler, sokak ve mahalleleri gezerek görüştükleri kadınlardan kampanyalarına destek olmalarını istiyor.  Şırnak’ta çalışma yürüten TJA aktivisti Emine İnan, kadına yönelik artan erkek şiddetine karşı başlatılan kampanyaya ilişkin konuştu.  

‘Kampanyamızın amacı kişinin kendini tanımasını sağlamak’ 

“Em Xwe Diparêzin” kampanyası ile daha önce başlatılan kampanyaların birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Emine, bu kampanyanın var olan erkek ve devlet şiddetine karşı başlatıldığını dile getirdi. Emine, TJA olarak 4 aylık bir kampanya başlattıklarını ifade ederek, “Bu kampanyamız Türkiye ve Kürdistan’ın birçok kentinde çeşitli eylem ve etkinliklerle başladı. Kadınlar bir hareket içinde ve Türkiye’de farklı kesimden kadınlarla bir araya gelinerek dayanışma sağlanıyor. Kampanyamızın en önemli amaçlarından biri de buydu. Kampanyamızın bir amacı da kişinin kendini tanımasını sağlayarak harekete geçmesini oluşturmaktı. Dışarıda binlerce kadın var ancak şiddete maruz kaldığında kendini savunamıyor. O nedenle de 2 aydır kadınları bu yönlü harekete geçirmeye çalışıyoruz” sözleriyle kampanyanın önemine dikkat çekti. 

‘Kadın bedeni üzerinden kültüre saldırıyorlar’ 

Atölye çalışmaları, ev ziyaretleri, sokak ve mahalle çalışmalarıyla kadınlara, maruz kaldıkları şiddetten kendilerini nasıl koruyabileceklerini anlattıklarını kaydeden Emine, her kadının kendi yaşam ve çalışma alanında mobbing ve şiddete maruz kaldığının altını çizdi. Emine, “Kadın olarak başlattığımız kampanya ile şu mesajı veriyoruz; toplumsal değerlerimize karşı, doğamıza, dilimize, kültürümüze yönelik saldırılarla mücadele edeceğiz. Kadın bedeni ve tecavüz üzerinden toprağa, kültüre, tarihe saldırıyorlar. Özellikle genç kadınlar üzerinden bu tür politikalar gelişiyor. Botan tarihi önemli bir yerdir. Doğal yaşamdan koparmayı amaçlıyorlar. Tüm bunlar özel savaş politikasının bir parçası” ifadelerini kullandı.

‘Doğamız yaşamımızdır’ 

Emine, genç kadınların uzman çavuş ve polisler tarafından hedef alındığına dikkat çekerek, bunun kirli oyunun bir parçası olduğunu vurguladı. Bu politikaların bölgede daha farklı bir şekilde uygulandığına işaret eden Emine, “Kürdistan’da gençler üzerinden yok etme politikası yürütülmek isteniyor. Doğamız yakılıyor ve bunun üzerinden de bizim yok edilmemiz planlanıyor. Bu tür politikaları asla kabul etmeyeceğiz. Doğamızı yakmalarına, nükleer santrallere izin vermeyeceğiz. Buna karşı güçlü cevaplar verdik ve alanlarda olmaya devam edeceğiz. Asıl meselemiz kendimizi tanımamız. Botan kadını doğasını koruyor. Baskılarla köyden göç etmek zorunda kalan kadınlar köylere dönerek kendilerini tanımaya, öze dönmeye devam ediyorlar. Kadınlar, ‘Doğamız yaşamımızdır’ diyor ve doğasına da sahip çıkıyor” sözlerini kullandı.  

‘Beni yok etsen de var olmaya devam edeceğim’ 

Kadınların yok etme politikalarına “Beni yok etsen de var olmaya devam edeceğim” diye cevap verdiğini kaydeden Emine, dil kırımına da dikkat çekti. Eskiden beri dile yönelik saldırıların olduğunu dile getiren Emine, bunların daha farklı bir hal aldığını belirtti. Emine, esnafların Türkçe konuşmaya zorlandığını söyleyerek şöyle devam etti: “Tüm bunlar özel savaş politikasının bir parçasıdır. Ekonomik anlamda baskılar uygulayarak ‘Eğer parandan ve işinden olmak istemiyorsan Türkçe konuşacaksın’ diyorlar. Kadın olarak her alanda dilimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.” 

‘Barışın anahtarı Sayın Öcalan’ın elindedir’ 

Emine, en önemli konuların başında tecridin geldiğini belirterek, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yıllardır ağırlaştırılmış tecrit koşulları altında olduğunun altını çizdi. 22 Mayıs’ta bir görüşmenin gerçekleştiğini hatırlatan Emine, “Bu yeterli değildir. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit sona ermeden Kürt ve Türk halkı demokratik bir şekilde yaşam süremez. Barışın anahtarı Sayın Öcalan’ın elindedir. Türkiye bir kaosla yüz yüzedir. Kadınlar olarak bu tecridin bir an önce sona ermesini istiyoruz. Bu tecrit Sayın Öcalan şahsında Kürt halkı ve kadınlar üzerindedir. Buna ilişkin de atölye  çalışmalarımız devam ediyor” dedi. 

‘Kadın ekonomide bir biblo gibi kullanılıyor’ 

İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Emine, buna ilişkin çalışmalarının da olduğunu söyledi. Emine, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmamasının kadın katliamlarına yol açtığını vurguladı. Ekonomin kadın eliyle yaratıldığını ifade eden Emine, “Kadın ekonomide bir biblo gibi kullanılıyor. Kadının ekonomisi elinden çalındı. Bunları geri almaya çalışacağız” diyerek kampanya çerçevesinde yürütecekleri çalışmaların kasım programını açıkladı.  25 Kasım için hazırlık yaptıklarını belirten Emine, sözlerine şunları ekledi: “Mahalle ve atölye çalışmalarımız devam edecek. Kampanya sürecinde kadınların hissine dokunduğumuzu gördük. Her yerde çalışan kadınlar bizi coşku ile karşıladı. Ziyaret ettiğimiz ve sohbet ettiğimiz kadınlar, ‘Biz varız ama üstümüze kefen attılar’ diyorlar. 7’den 70’e kadınlar mesaj gönderiyor.  Toplum kapitalizme teslim olmuyor.” 

‘Kültürümüzü yeniden var edeceğiz’ 

Kadınların da var olan politikalardan rahatsız olduğunu belirten Emine, “Boğulmak istenen kültürümüzü yeniden var edeceğiz. Anneler, kendilerine saldırıldığını, çocuklarına saldırıldığını söylüyor. Çocuklarının uyuşturucu ve fuhuşa zorlandığını söylüyorlar. 1 Kasım’dan 25 Kasım’a kadar çalışma yürüteceğiz. Kadınlarla birlikte erkekler de ‘Kendimizi Savunuyoruz’ diyerek kampanyaya destek sunuyor. Kadınlar, sisteme karşı direnecekleri mesajını veriyor. Kadınlar sahipsiz olmadıklarını söylüyorlar” diye belirtti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz